Tuesday, September 29, 2020

Mars Satürn Karesi – 30 Eylül 2020


Mars Satürn Karesi – 30 Eylül 2020


Çarşamba savaşın gezegeni Mars ile sorumluluğun gezegeni Satürn arasında gergin bir kare açı gerçekleşecek. Bu açı harekete geçmenin engellendiğini gösterir. Başlatmak, inisiyatif almak, kendini ortaya koymak fonksiyonlarının sınırlarla ve yoksunluklarla karşılaştığına işaret eder. Gezegenlerin bulunduğu öncü Koç ve Oğlak burçları, bu hareket-engel çatışmasının yaşandığı psikolojik süreci gösterir: Benlik ile toplumsal gelenekler çatışır.


Hajo Banzhaf ve Anna Haebler, bu açıyı saldırganlık sorunları, biriktirilmiş öfkenin içe yönelmesi, başarısızlık/beceriksizlik korkusu, içsel engeller/gerginlikler ve cinsel kısıtlanmayla  özdeşleştirmiştir. Sue Tompkins, bu gezegensel ilişkiyi savaşma korkusu, otoriteye karşı mücadele ve rekabet korkusu olarak açıklamıştır. Bu bir dayanıklılık ve cesaret sınavıdır. Ağır iş yükümlülüğü görülür.


Bu açıya verilebilecek yanlış tepkilerden biri öfkeyi bastırmaktır. Bu sinirin ve saldırganlığın kişinin içinde zamanla birikmesine ve aniden agresif patlamalara yol açar. Satürn’ün gölgesi çok katı kısıtlayıcı hareketleri, aşırı baskıcılığı, sınırlandırmayı ve kuralcılığı gündeme getirebilir. Bu harekete geçme ve durdurma prensiplerinin uyumsuzluğu, sağlıklı-sağlam yapılar inşa etmeyi imkansız kılar. Bu transit aynı zamanda otorite figürleriyle münakaşa riski barındırır.


Bu açıya verilebilecek sağlıklı cevap tam anlamıyla bir “maraton koşucusu” olmaktır. Mars’ın cesur, istekleri için mücadele etmeye hazır, atılgan ve enerjik yapısı ile Satürn’ün gerçekçi, disiplinli, sorumlu, hedef odaklı, azimli doğası özenle harmanlanmalıdır. Bu sabırsızlık (Mars) ve başarısızlık korkusunu (Satürn) bertaraf etmeyi gerektirir. Bunun yerine bu açının verimli kullanımı, gerçekçilik sınavından geçirilmiş, etüt çalışmaları yapılmış yeni projeleri emin adımlarla başlatmak; ve uzun zamana yayılmış metodlu, planlı programlı, sistematik bir gayretle sağlam yapılar inşa etmektir.  Bu psikolojik süreçten gelişiminiz için olumlu istifade etmek istiyorsanız kendininizi ortaya koymaktan korkmamalı, başlatacağınız projelere güvenerek, sabırla ve çalışkanlıkla hedefinize doğru ilerlemelisiniz.


Bu açıdan doğum haritasında 25 derece öncü burçlarda (Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak) gezegenleri ve hassas noktaları olanlar sert bir şekilde etkilenecekler. Bu açı +/- 8 gün etkilidir. Dereceler için +/- 8 derece orb genişliği alınmalıdır.

1)25°Koç hangi evinizde?

2)25°Oğlak hangi evinizde?

3)25°Koç-Oğlak’ta gezegeniniz var mı?

4)Bu gezegen hangi evi/evleri yönetiyor?


Tablo: “Osman Hamdi Bey”, İbrahim Çallı


Kaynakça


Banzhaf, Hajo ve Haebler, Anna, Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, İlhan Yayınevi, 1999


İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004


Tompkins, Sue, Astrolojide Açılar: Horoskopta Gezegensel İlişkileri Anlama Rehberi, Barış İlhan Yayınevi, 2008

Monday, September 28, 2020

Jung Psikolojisinde «Düşünme» İşlevi ve Astrolojide Hava Elementi



Jung Psikolojisinde «Düşünme» İşlevi ve Astrolojide Hava Elementi


Jung psikolojisindeki dört temel işlevden biri «düşünme»dir. Düşünme işlevi astrolojide hava elementine (🜁) tekâbül eder.


Jung «düşünme» işlevini, «kendi yasalarına uyarak fikir oluşturma sürecinin içerikleri arasında kavramsal bir bağlantı kurarak onları birbiriyle ilişkilendiren bir psikolojik işlev» olarak tanımlar.


Düşünme, fikirleri kavram yoluyla birbirine, bir yargı edimine bağlama işlevidir.


Düşünme işlevi, kavramsal bağlantılar oluşturur.


Düşünme işlevi, fikir oluşturma sürecidir.


Yönlendirilmiş düşünce kapasitesine «idrak» denir.


Yönlendirilmiş düşünce, akli bir işlevdir. Fikir oluşturma süreçlerinin bilincine varılır. Akli norma göre kavramlara ayırıp düzenlenir.


Düşünme işlevi, mantığın yasalarına göre çalışır.


Düşünce, düşünme işleviyle ayırt edilen özgül içerik veya malzemedir.


Jolande Jacobi, «düşünme işlevini», dünyayı kavramak ve ona uyum sağlamak için düşünce ve bilme peşinde olan işlev olarak tanımlar.


«Düşünme» işlevini, Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

«Düşünme işlevi, sorular sorar, kavramlar yaratır, geniş bakış açıları ve derinlemesine kavrayış sağlar.


Düşünme işlevi, entelektüel bir süreçtir.


Düşünüp taşınıp çözümlemek, düşünme işlevine dahildir.


Fikirler, düşünme işlevine dahildir.


Önerme ve kavramlar, düşünme işlevine dahildir.


Düşünme işlevi, şeylere düzen ve anlam verir.


Düşünme işlevi, akılcı ve mantıklıdır.


Düşünme işlevi, kendi planına uymayan her şeyi iteleyebilir ya da onları reddedebilir.


Düşüme işlevi, ilkeleri önemser.


Düşünme işlevi, kalıpları ve formülleri kullanır.


Düşünme işlevi, çözümleme (analiz) yapmayı içerir.


Düşünme işlevi, hep yeni bir devam yoluna doğru ilerler. Yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koyar.


Düşünme işlevi, fikirler ile ilgilidir.


Düşünme işlevi, yeni bakış açıları ortaya koyar.


Düşünme işlevi “gerçekleri”, açıklayıcı bir örnek ya da kanıt olarak görür. Soyut bir açıklama getirir.


Düşünmenin diğer işlevlerden önde geldiği kişiye «düşünen tip» denir.


Düşünen tipin etkinlikleri, entelektüel olarak düşünülmüş bir amaca yönelik sonuçlardan oluşur.


Düşünen tip, düşünüp taşınarak hareket eder.


Düşünen tip, “gerçekler” dediği nesnel verilere dayanan sonuçlara varır.


Düşünen tip, mantık ve düzenden hoşlanır.


Düşünen tip, görüşlerini açıklamak için düzenli formüller bulur.


Düşünen tip, yaşamını ilkeler üzerine kurar.


Düşünen tip, kendi formülünün mutlak gerçeği temsil ettiğine inanır.»


Düşünme işlevi astrolojide hava elementine (🜁) tekâbül eder.


Hava elementi nemli ve sıcak tabiatta bir elementtir.


Terazi, Kova ve İkizler burçları hava elementindeki burçlardır.


Hava elementi (🜁), eril bir prensiptir.

Jung psikolojisinde düşünme işlevi, akli bir işlevdir.


Akli, makul olan, akla uygun olandır.


Akıl, eylemi nesnel değerlerle bağdaştırma ilkesi güden tutumdur.


İnsan aklı, nesnel değerlerimizi oluşturan, iyice yerleşmiş, fikirler kompleksi oluşturmuş, ortalama olaylara uyum sağlamanın ifadesidir.


Aklın yasaları, benimsenmiş, ortalama, “doğru” tutumu belirleyip yöneten yasalardır.


Bu yasalara uygun her şey «akli»dir.


Düşünme işlevi, tefekkürden kararlı bir şekilde etkilendiği ölçüde akli bir işlevdir.


Düşünme işlevi, aklın yasalarına ne kadar çok uyarsa, o kadar mükemmel çalışır.


Akıl, aklın dışında kalan her şeyi dışlama koşulu getirir.


Düşünme, akli bir işlevdir.


Jung’un «düşünme» işlevi için kullandığı sıfatları özetleyelim:

-Entelektüel bir süreçtir

-İçerikler arasında kavramsal bağlantı kurar

-İçerikleri birbiriyle ilişkilendirir

-Kavramsal bağlantılar oluşturur

-Fikirleri kavram yoluyla birbirine bağlar

-Kavramlar yaratır

-Kavramlara ayırıp düzenler

-Tefekkürden etkilenir

-Bilme ile ilgilidir

-Kavramak ve uyum sağlamaktır

-Sorular sorar

-Geniş bakış açısıyla bakar

-Derinlemesine kavrayış sağlar

-Düşünüp taşınıp çözümler

-Önerme ve kavramlar üretir

-Fikir oluşturur

-Çözümleme (analiz) yapar

-Eleştirir

-Çürütür

-Yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koyar

-Yeni bakış açıları ortaya koyar

-Soyut (teorik) bir açıklama getirir

-Mantıktan hoşlanır

-Düzenden hoşlanır

-Düzenli formüller bulur

-Düzen ve anlam verir

-Fikirleri bir yargı edimine bağlar

-Akli’dir.

-Akla uygundur

-Bilince dahildir

-Akli normlara uyar

-Nesnel değerlerle bağdaştırma ilkesini benimser

-Aklın yasalarına uyar

-Akılcı’dır

-Mantıklıdır

-Mantığın yasalarına uyar

-İlkeleri önemser.

-Kalıpları ve formülleri kullanır

-Kendi yasalarına uyulmasını ister

-Kendi planına uymayan her şeyi iteler ve reddeder

-Aklın dışında kalan her şeyi dışlama koşulu getirir.


Astrolojide hava elementinin (🜁) özelliklerine baktığımızda, Jung psikolojisindeki «düşünme işleviyle» benzer niteliklere sahip olduğunu görürüz.


Astrolojide hava elementinin (🜁) özelliklerini Barış İlhan’ın tanımlarıyla okuyalım.


Hava, nemli ve sıcak tabiattadır.


Nemli tabiat, esneklik sağlar.


Hava elementinin «esneklik» özelliği, Jung’un düşünme işlevinin, «kavrama ve uyum sağlama» özelliğiyle örtüşür. Düşünme işlevi «sorular sorar.» Bu sorulara gelecek cevaplara uyum sağlamaya açıktır. Ayrıca düşünme işlevi, çözümleme, eleştirme ve çürütme eylemleriyle bazı içerikler üzerinde yıkıcı olsa da, «yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koyar.» Bu hava elementinin nemlilikten kaynaklanan esnekliğiyle örtüşür.


Nemli tabiat, şeyleri bir solüsyon içinde karıştırır. Bu sebeple hava elementi, düşünceleri birbiriyle ilişkilendirir. Desenler, örüntüler, formüller, kalıplar, şemalar ve modeller oluşturur. Jung psikolojisinde düşünme işlevinin «içerikler arasında kavramsal bağlantı kuran, içerikleri birbiriyle ilişkilendiren, kavramsal bağlantılar oluşturan ve fikirleri kavram yoluyla birbirine bağlayan» özellikleri, hava elementinin ilişkilendirme niteliğiyle örtüşür.


Nemli tabiat, dış koşullara duyarlıdır. Hareketinde yoldan çıkabilir. Hava elementi, aktif biçimde yayılır. Nemlilik, akışkan ve esnektir. Çevresindeki koşullara uyum sağlar. Biçimi kabul eder, adapte olur. Hava elementinin bu özellikleri, Jung psikolojisinde düşünme işlevinin, «nesnel değerlerle bağdaştırmaya çalışmak, kavramak ve uyum sağlamak, soru sormak ve yıkılan bir değerin yerine sürekli yenisini koymak» özellikleri ile parallellik gösterir.


Sıcak tabiat, ayrıştırma ve farklılaştırma sağlar.


Hava elementinin «ayrıştırma» özelliği, Jung’un düşünme işlevinin, «kendi yasalarına uyulmasını isteyen, kendi planına uymayan her şeyi reddeden ve aklın dışında kalan her şeyi dışlayan» özellikleri ile örtüşür.


Hava, sıcak tabiatta olduğu için, «yang» enerjisidir. Aktivite ve havailik ile ilişkilendirilir. Yayılmak, yükselmek ve uzakta bir noktaya doğru uzanmak ister. Hava, ayrıca nemlidir. Uçucu ve yaygındır. Çevresindeki boşluklara yayılır. Bu sebeple aktif biçimde yayılır. Hava elementinin bu özellikleri, Jung psikolojisinde düşünme işlevinin «akılcı» bir işlev olması ve «fikir oluşturma süreçlerinin bilincine varılması» niteliğiyle örtüşür. Yönlendirilmiş düşünce idraktir. Bunlar hava elementinin ve düşünme işlevinin aktif (etkin) prensipler olduklarını gösterir.


Hava, biçimin aktif transformasyonudur.


Esneklik ve ayrıştırma, enformasyon, bilgi toplama ve haber alma ile ilgilidir.


Hava elementi, düşünmek ve tasarlamak ile ilişkilidir.


Hava elementi (🜁), çözümleme (analiz, tahlil), değişken ayrıştırma; yani fikirler, akıl, düşünme ve bilgi ile ilişkilidir.

Düşünme işlevi de Jung’un ifadesiyle «fikir oluşturur, çözümleme (analiz) yapar.» Düşünme işlevi, «aklidir, akla uygundur, akli normlara uyar, aklın yasalarına uyar ve akılcıdır.» Burada hem hava elementinin, hem de düşünme işlevinin akıl, fikir, düşünme, bilgi ve çözümleme (analiz) ile ilişkili olduğunu görüyoruz.


Stephen Arroyo, hava elementinin «enerjisini henüz gerçekleşmemiş belirli düşüncelere odakladığını» belirtir. Marc Edmund Jones, hava elementinin deneyimin «teorik» bağlantıları ile ilgilendiğini söyler.


Hava elementi (🜁), teori ve kavramlara eğilimlidir. Jung, düşünme işlevinin «Kavramlar yarattığını» söyler. Düşünme işlevi, «soyut (teorik) bir açıklama getirir.» Görüldüğü gibi hem hava elementi, hem de düşünme işlevi, kavramlarla ve teori ile ilişkilidir.


Stephen Arroyo, hava elementini (🜁), «nesnel ve mantıklı» olarak niteler. Jung, düşünme işlevinin, «nesnel değerlerle bağdaştırma ilkesini benimsediğini» vurgular. Düşünme işlevi, «mantıklıdır, mantığın yasalarına uyar ve mantıktan hoşlanır.» Görüldüğü gibi Astroloji’de hava elementi ve Jung psikolojisinde «düşünme işlevi», nesnellikle ve mantıkla özdeşleştirilmiştir.


Stephen Arroyo, hava elementinin (🜁), «akıl kanalıyla işlev gören gücün geometrik çizgileriyle, yani oluşan bir şeylerin düzenini biçimlendiren enerjiyle bağlantılı olduğunu» söyler. Yani hava elementi, geometri, örüntü (pattern), desen ve düzen kavramıyla ilişkilidir. Aynı şekilde, Jung psikolojisinde düşünme işlevi, «kavramlara ayırıp düzenler. Düzenden hoşlanır. Düzenli formüller bulur. Düzen ve anlam verir.» Görüldüğü hem hava elementi, hem de düşünme işlevi, zaten mevcut olan düzenlerle ve geometrik örüntülerle ilgilidir.


Astroloji’de hava elementinin (🜁) Jung psikolojisinde «düşünme» işlevine tekâbül ettiğini Carl Gustav Jung, Barış İlhan ve Stephen Arroyo’nun tanımlarını karşılaştırarak gösterdik.


Bir hipotez olarak, Jung psikolojisindeki «düşünme tipi»nin Astrolojide Doğum Haritasında hava elementi fazlalığına tekâbül ettiği önerilebilir.


Bu hipotez çok sayıda Doğum Haritası Danışmanlığından gelecek ampirik veriyle test edilmelidir.


Efe Erten, 29 Eylül 2020, İstanbul


Gravür: “Slyph. Adieu, malheureux Amants; je ne puis plus rien pour vous.”, 18. yüzyıl, Clement Pierre Marillier, Remi Henri Joseph Delvaux


Kaynakça


Arroyo, Stephen. Astroloji, Psikoloji & Dört Element, Barış İlhan Yayınevi, 2000


Fordham, Frieda. Jung Psikolojisinin Ana Hatları. Say Yayınları, 2019


İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004


Jacobi, Jolande. C.G. Jung Psikolojisi, İlhan Yayınevi, 2002


Jung, Carl Gustav. 6 Psychologische Typen. H.G. Baynes, Princton University Press, 1976


Jung, Carl Gustav. Analitik Psikoloji Sözlüğü. Pinhan Yayınları, 2016

Sunday, September 27, 2020

Jung Psikolojisinde «Sezgi» İşlevi ve Astrolojide Su Elementi


Jung Psikolojisinde «Sezgi» İşlevi ve Astrolojide Su Elementi


Jung psikolojisindeki dört temel işlevden biri «sezgi»dir. Sezgi işlevi astrolojide su elementine (🜄) tekâbül eder.


Jung «sezgi» işlevini, «algılara bilinçdışı bir yolla aracılık eden bir işlev» olarak tanımlar.


Sezgide içerik, kendini eksiksiz bir bütün halinde ortaya koyar.


Sezginin nasıl meydana geldiğini, biz açıklayamayız veya keşfedemeyiz.


Sezgi, içgüdüsel kavramadır.


Sezgi, akıldışı algılama işlevidir.


Sezginin içerikleri verilir.


Sezgisel bilginin özünde kesinlik ve inanç vardır.


Sezginin kesinliği, öznenin kökenine bilinçdışı kaldığı psişik tetiklik durumuna dayanır.


Sezgi, bilinçdışı algıdır.


«Sezgi» işlevini, Frieda Fordham’ın, Jung’un tüm çalışmalarından özetlediği şekliyle okuyalım:

«Sezgi, bilince yabancı olan ve bilinçdışı aracılığıyla yol alan gerçeklerin algılanışıdır.


Sezgi, duruma egemen olan ve durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin bir yaratıcı süreçtir.


Sezgi, esinlenme yeteneğine sahiptir.


Sezgi, diğer işlevlerin kendiliğinden bulamayacağı çözüm yoluna doğru ilerler.


Sezgi, karanlıkta bir karar vermeye yarar.


Sezgi, karanlıkta bir teşhis koymaya yarar.


Sezgi, yabancısı olunan durumların çözümlenmesinde işe yarar.


Sezgi, yerleşik değer ve kavramların işlemediği durumlarla karşılaşıldığında işe yarar.


Sezginin diğer işlevlerden önde geldiği kişiye «sezgici tip» denir.


Sezgici tip, algılama ile doyuma ulaşır.


Örneğin sezgici tip yaratıcı bir sanatçıysa, algıların biçimlendirilmesiyle rengarenk bir karmaşa içerisinde önemli ve bayağı, sevimli ve tuhaf şeyleri bir arada kucaklayan bir tablo yaratacaktır.»


Sezgi işlevi astrolojide su elementine (🜄) tekâbül eder.


Su elementi soğuk ve nemli tabiatta bir elementtir.


Yengeç, Akrep ve Balık burçları su elementindeki burçlardır.


Soğuk ve nemli doğasıyla Ay (), su elementine ait bir gezegendir.


Jung’un sezgi işlevini, bilinçdışı algı olarak tanımladığını gördük. 


Bu noktada Astroloji’de bilinçdışını Ay’ın () temsil ettiğini söylemeliyiz. Ay, soğuk ve nemli doğada bir gezegendir. Yani su elementindedir. Bu sebeple, Ay’ın sezgi işleviyle ilgili bir fonksiyonu ifade ettiğini söyleyebiliriz.


Ay’ın yönettiği Yengeç burcunun su burcu olması ve Ptolemy’ye göre Ay’ın gece haritasında su burçlarında üçlüsünde (triplisite) olması anlamlıdır.


Bilinçdışını gösteren Ay, sezgi işlevine tekâbül eden su burçlarından birinde yöneticidir ve su burçlarının hepsinde gece üçlü yöneticisidir. Gece bilinçdışıyla özdeşleştirilen sekttir, su da «bilinçdışı algılama» anlamına gelen sezgi işlevine tekâbül eder. Bu sebeple Jung’un sezgiyi, «bilinçdışı algı» olarak tanımlaması Astroloji açısından anlamlı hâle gelir.


Jung’un sezgi için yaptığı tanımlamaları özetleyelim:

•Sezgide «içeriğin, bir bütün hâlinde» olduğunu söylemiştir.

•Sezginin «nasıl meydana geldiğini, tam olarak açıklayamayız ve keşfedemeyiz.»

•Sezgi bu açıdan «karanlık»tır.

•Sezgi «içgüdüsel» bir kavramadır.

•Sezgi, «akıldışı»dır.

•Sezginin «içerikleri verilir.»

•Sezginin «kökeni bilinçdışı»dır.  

•Sezgi, bu bilinçdışı kökeni «psişik tetiklik durumu» sayesinde algılar.

•Sezginin bilinçdışı içeriğine biz «yabancıyızdır.»

•Sezgi, «bilinçdışı gerçekleri» algılar.

•Sezgi, «duruma egemen olan ve durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin bir yaratıcı süreçtir.»

•Sezgi, «esinlenme» yeteneğine sahiptir.

•Sezgi, «diğer işlevlerin kendiliğinden bulamayacağı çözüm yolunu» bulur.

•Sezgi, «karanlıkta bir karar verir ve teşhis koyar.»

•Sezgi, «yabancısı olunan durumları çözümler.»

•Sezgi, «yerleşik değer ve kavramların işlemediği durumları» algılar ve çözer.

•Sezgi, «algıların biçimlendirilmesiyle rengarenk bir karmaşa içerisinde benzemeyen şeyleri bir arada kucaklar.»


Su elementi (🜄), dişil bir prensiptir. Jung psikolojisnde, sezgi akıldışı bir işlevdir.


Su elementi bilinçdışı ile ilgilidir.

Sezgi, Jung’un ifadesiyle «bilinçdışı içeriklerin ve gerçeklerin algılanmasıdır.»


Sezgi aynı zamanda, Jung’un kullandığı sıfatlarla:

-Karanlık

-Bilinçdışı

-İçgüdüsel

-Bütün hâlinde

-Bütünsel

-Tam olarak açıklanamayan

-Keşfedilemeyen

-Karmaşık

-Benzemeyenleri kucaklayan

-Yabancı

-İçerikleri verilen

-Ruhsal tetikte olma ile ilgili

-Yaratıcı

-Esinlenme ile ilgili

-Karanlıkta karar veren

-Karanlıkta teşhis koyan

-Karanlığı çözümleyen

-Bilinenin dışındakileri algılayan

Bir işlevdir.


Astrolojide su elementinin (🜄) niteliklerine baktığımızda, «sezgi» işleviyle benzer niteliklere sahip olduğunu görürüz.


Astrolojide su elementinin (🜄) özelliklerini Barış İlhan’ın tanımlarıyla okuyalım.


Su, ayrışmamış ve biçim almamıştır.


Su, olasılıkların ve olanakların bolluğunu temsil eder.


Su, dişi bir prensiptir ve karanlık derinlerle bağlantılıdır.


Bu ayrışmamış, biçimsiz, olanak bolluğuna sahip ve karanlık özellikleriyle su elementi, Jung’un «içeriği bir bütün hâlinde», «karmaşa içerisinde» ve «karanlık» diye ifade ettiği sezgi işleviyle aynı nitelikleri taşır.


Su, sınırlar içinde tutulamaz. Sonsuzdur. Bunlar Jung’un bilinçdışına ve özellikle kolektif bilinçdışına atfettiği özelliklerdir. Sezgi, bilinçdışı algı olması sebebiyle, su elementinin ifade ettiği bu sınırsız ve sonsuz içerikleri algılar.


Su elementinin sınırsız ve sonsuz enerjisi, yıkıcı çalışırsa, bir sel gibi her şeyi akımının içine alır ve sürükler. Jung, bu özellikleri kolektif bilinçdışının arketipleri için kullanır. Arketiplerin çok yoğun ve güçlü bir enerjisi vardır. Bunlar bir insanı büyüleyebilir ve etkisine alıp sürükleyebilir. Sezgi işlevinin algıladığı bu arketiplerin özellikleri, Astroloji’de su elementinin nitelikleriyle paralellik gösterir.


Su elementinin, «ilksel kaos» ile ve «ilksel deniz» ya da «ilksel okyanus» ile bağlantısı vardır. İlksel olma niteliği Jung psikolojisinde, ilksel imge anlamına gelen arketiplerin ve bu arketipleri barındıran kolektif bilinçdışının özelliğidir. Kolektif bilinçdışı ve arketipleri insan evrimi boyunca, ilk çağlardan beri nesilden nesile aktarılmıştır. Bunlar her zaman ve her yerde benzerdir. İnsanın evriminin bir izi, tortusudur. Bunlar «sezgi işlevi» ile algılanır.


Mitoloji ve Astroloji, bu ilksel imgelerin ya da kolektif bilinçdışının arketiplerinin saklandığı bir kayıttır. Su elementi ya da sezgi işlevi, bilinçdışı algı ile bunları anlar.


Su elementi karışıklıkların sembolüdür.

Jung Psikolojisinde sezgi, «algıların biçimlendirilmesiyle rengarenk bir karmaşa içerisinde benzemeyen şeyleri bir arada kucaklar.» Sezgi bu karmaşıklığı bütün hâlinde kucaklayan bir işlevdir.


Sezginin «içeriği, bir bütün hâlinde»dir. Sezginin «nasıl meydana geldiğini, tam olarak açıklayamayız ve keşfedemeyiz.» Su elementinin ifade ettiği bu bütün hâlinde, açıklanamayan ve karmaşık içerik sezgi işlevi ile algılanır.


Su, soğuk tabiattadır. Şeyleri birbirine bağlayan aktif özelliktir. Bileşik varlıkların oluşmasını sağlar. Bunlar sezgi işlevinin, «bütün hâlinde, bütünsel, benzemeyenleri kucaklayan, karmaşık ve karanlık» nitelikleriyle paralellik gösterir. Su elementi benzemeyen unsurları birbirine bağlar, bileşik oluşturur. Sezgi işlevi de benzemeyenleri kucaklar, bütün hâlinde bir içeriği algılar.


Su ayrıca nemli tabiattadır. Bu içerikleri çözer, biçimini yok eder. Su elementinin bu özellikleri sezgi işlevinin «bir karmaşa içerisinde benzemeyen şeyleri bir arada kucaklama» niteliğiyle örtüşür. Sezgi işlevi, «duruma egemen olan ve durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin bir yaratıcı süreçtir.» Su elementi ve sezgi işlevi, duruma etkin olmayı ve durumu değiştirmeyi, içerikleri çözerek ve onların biçimini yok ederek sağlar. Her şey bir karmaşa içindedir. Heyûlâ gibi, amorf, şekilsiz, biçimsiz, karışık, karmaşık ve kargaşa içinde bir koas söz konusudur. Sezgi işlevi bu koasu algılar. Bilinçdışının içerikleri çözülmüş ve biçimleri yok edilmiştir. Bileşik hâlindedir, yani bütün hâlindedir. Sezgi bu bileşiği, bu bütünü algılar.


Su elementi soğuk ve nemli tabiattadır. Şeyleri karıştırıp birbirine bağlarken şeklini değiştirebilir.


Su, biçimin pasif transformasyonudur.


Sezgi işlevi, şeyleri «kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan etkin, yaratıcı bir süreçtir.» Su elementi gibi, şeyleri birbirine karıştırır. Birbirine bağlar. Onların biçimini değiştirir.


Barış İlhan, su elementini «sezgi» ve «bilinçdışı» ile özdeşleştirmiştir. Bu, Jung psikolojisinde «sezgi işlevine» ve sadece sezgi işlevinin algılayabildiği «bilinçdışına» tekâbül eder.


Su elementi, soğuk tabiattadır. Bağlayan ve ilişkilendiren bir prensiptir.


Su elementi, nemli tabiattadır. Empatik ve uyum sağlayan bir prensiptir.


Jung psikolojisinde «empati», nesnenin içe-yansıtılmasıdır.


İçe-yansıtma, nesnenin öznel ilgi dünyasına alınmasıdır.


Empati, nesneyi kendi içinde hissetmektir.


Empati kapasitesi su elementiyle ilgili bir yetidir.


İçe-yansıtma, özümseme sürecidir.


İçe-yansıtma, öznenin nesneyi özümsemesidir.


Nesneye, libido yatırımı yapılır.


Empati duymak:

  • Nesneyi özümsemektir.
  • Nesneye libido yatırımı yapmaktır.


Özümseme, bilincin yeni içeriğinin önceden kümelenmiş öznel malzemeye benzemesidir.


Özümseme, nesnenin özneye benzemesidir.


Empati:

-Öznel ilginin, nesneye yöneldiği.

-Nesnenin, öznel ilgi dünyasına alındığı.

-Nesnenin, özneye benzediği.

-Nesneye libido yatırımı yapılan.

Bir süreçtir.


Empati becerisi, su elementi (🜄) tarafından temsil edilen bir yetidir.


Su elementi sezgisel ilişkilenmeyle ve ilişkilendirmeyle ilgili bir elementtir. Sezgi işlevi, bu ilişkilenmeyi ve ilişkilendirmeyi sağlar.


Su elementi (🜄), Barış İlhan’ın belirttiği:

-Akışkan

-Erime

-Enerjiyi emme

-Hassaslaşma

-Duyarlı hâle gelme

-Birleştirme

-Birlikte akma

Özelliklerine sahiptir.


Bu özellikler sezgi işlevinin, Jung’un tanımladığı:

-Bütün hâlinde

-Bütünsel

-Karmaşık

-Benzemeyenleri kucaklayan

-Ruhsal tetikte olma ile ilgili

-Durumu kendi görüşüne göre değiştirmeye çalışan

Nitelikleriyle paralellik gösterir.


Su elementi, Barış İlhan’ın ifade ettiği sıfatlarla:

-Ruh hâli sık değişen

-Duyarlı

-Kolay incinen

-Empatik

-Tepki veren

-Kol-kanat geren

-Koruyucu

-Gizemli

-Uyumlu

-Sezgisel

-Hayal gücü

-Edilgen

-Pasif’tir.


Bu sıfatlar Jung’un «sezgici tipi» için de söylenebilir.


Stephen Arroyo, su elementini, «elle tutulamayan, gözle görülemeyen unsurların farkında olmakla» ilişkilendirmiştir. Bu özellikler, Jung’un sezgi işlevi için belirttiği «nasıl meydana geldiği açıklayamayan, ve keşfedilemeyen», «karanlık», «akıldışı», «kökeni bilinçdışı olan», «yabancı» nitelikleriyle paralellik gösterir. 


Sezgi, «diğer işlevlerin kendiliğinden bulamayacağı çözüm yolunu bulur», «karanlıkta bir karar verir ve teşhis koyar», «yabancısı olunan durumları çözümler.» Yani, «yerleşik değer ve kavramların işlemediği durumları algılar ve çözer.» Sezgi işlevi, su elementinin ifade ettiği bu elle tutulamayan, gözle görülemeyen unsurların farkındadır. Sezgi işlevi, bu unsurları algılar.


Stephen Arroyo, su elementinin, sezgiler ile temas içinde olduğunu belirtir.


Su elementi, birçok insanın farkında bile olmadığı nüansları sezer.


Su elementi, tüm sezgisel tepkilerin dünyasını temsil eder.


Su elementinin ifade ettiği sezgiler, doğaları gereği bilinçdışı gücün farkındadırlar.


Ancak, su elementinin ifade ettiği sezgi, çoğunlukla kendini uyaran şeyin tam olarak ne olduğunu anlamaz. Jung bu konuda, sezgi işlevi için «nasıl meydana geldiğini, tam olarak açıklayamayız ve keşfedemeyiz» demiştir. Su elementi ve sezgi işlevi, tam olarak anlayamadığı, açıklayamadığı ve keşfedemediği bu şeyi algılar.


Su elementi, Stephen Arroyo’nun ifadesiyle, «yaşamın derin boyutları hakkında büyük bir farkındalığa sahip olursa, en esin dolu ve duyarlı» hâle gelir. Bu sezgi işlevinin, bilinçdışının farkında olma, esinlenme, yaratıcılık, duyarlılık, hassaslık ve psişik tetikte olma nitelikleriyle örtüşür.


Su elementi, diğer insanlara empati tepkisidir. Jung psikolojisinde «empati», nesnenin içe-yansıtılmasıdır. Empati, nesneyi kendi içinde hissetmektir. Empati duymak, nesneyi özümsemektir. Nesneye libido yatırımı yapmaktır. Empati, öznel ilginin, nesneye yöneldiği. Nesnenin, öznel ilgi dünyasına alındığı. Nesnenin, özneye benzediği. Nesneye libido yatırımı yapılan bir süreçtir.


Su elementinin (🜄) bir biçimi ve katılığı yoktur. Bu sezgi işlevinin karmaşık, tam olarak açıklanamayan, keşfedilemeyen ve karanlık özellikleriyle örtüşür.


Su elementi (🜄), derin düzeylerle, gizli akıntılarla bağlantılıdır. Bu gizli akıntılar ve fırtınalar onu dibe çeker. Bilinçdışındaki arketiplerin etkisi altında duygu patlamaları yaşanabilir. Sezgi işlevi, kolektif bilinçdışının bu arketiplerini algılamakla görevlidir.


Su elementi (🜄) olağanüstü bir hassasiyete sahiptir. Duyarlılığı yüksektir. Bu sezgi işlevinin psişik tetikte olma özelliğiyle örtüşür.


Su elementi (🜄), bilinçdışının gerçek doğasını kavramalıdır. Bu yavaş ve acılı bir süreçtir. Ama gerçek dürtüleriyle yüzleşmeye gönüllü olursa, bu, Stephen Arroyo’nun ifadesiyle, «içsel mutluluğu» sağlar. Su elementinin bu süreci, Jung’un «bireyleşme» sürecine tekâbül eder. Bireyleşme süreci, insanın bilinçdışını, yani Gölge’sini gördüğü, kabul ettiği ve kimliğine bütünlediği süreçtir. Bu süreçte bilinç ve bilinçdışı dengelenir. Kendilik sağlanır. Öz hissedilir. Bütün insan olunur. «Birey» olunur. Bu, içsel mutluluktur.


Su elementi soğuk ve nemli tabiattadır.


Soğuk tabiat, Barış İlhan’ın ifadesiyle benzemeyenleri birleştirir. Tözleri birbirine karıştırır. Tözleri merkeze doğru çeker. İçe doğru çeker. Onları karıştırır. Birleştirir. İlişkilendirir. Sentezler. Su elementinin bu özellikleri, sezgi işlevinin «içeriğinin bütün hâlinde olması» ve «benzemeyen şeyleri bir arada kucaklamasıyla» örtüşür.


Soğuk tabiat, Barış İlhan’ın ifadesiyle içe yönelik, içine çeken, emen bir güçtür. Ayırt etmeyen, sempatik ve işbirliği yapan bir prensiptir. Birleştirme eğilimine sahiptir. Konsantrasyon (odaklama), bir noktada toplama, sessizlik ve hareketsizlik özelliği vardır. Sezgi işlevi, bilinçdışı içeriği ayırt etmeden bütün hâlinde algılayan, ve benzemeyen unsurları beraberce kucaklayan bir işlevdir.


Soğuk tabiat, Çin felsefesindeki Yin enerjisidir.


Soğuk tabiat, yerçekimi gücüdür. Yerçekiminin etkisi altında bırakan, odaklayan, en alt düzeyde toplayan ve biriktiren bir gücü vardır. Bu bilinçdışının, utanılan, acı veren ve unutulmak istenen içerikleri aşağı doğru itme enerjisiyle örtüşür. Bu yerçekimi etkisiyle «bastırma» süreci işler. İstenmeyen içerik, bilinçdışının altına doğru çekilir. Bilinçdışı çekim çok güçlüyse, içerik bilinçdışının en altına, derinine doğru iner. Burada çok büyük bir enerji kazanır. Yoğunlaşır. Bu denetimsizlik hâlinde, bilinçli durumu rahatsız etme, dürtme, yerinden oynatma ve bozma tehlikesi ortaya çıkar. Bu sebeple, su elementinin ifade ettiği bu bilinçdışı içerikle, sadece sezgi işlevinin bilinçdışı algısı aracılığıyla tanışmak yetmez; aynı zamanda bu içerik bilince çıkarılıp anlaşılmalı, kabul edilmeli ve kimliğe bütünlenmelidir. Bu sayede su elementinin negatif tezâhürü olan bilinçdışının seliyle sürüklenme ve bilinçdışında boğulma tehlikesi bertaraf edilir.


Su elementi soğuk tabiatın yanı sıra, nemli tabiattadır.


Nemli tabiat, Barış İlhan’ın ifadesiyle, esneklik ve akışkanlık özelliğidir. Koşullara uyum sağlar. Alıcıdır. Biçimi kabul eder. Adapte olur. Şeyleri bir solüsyon içinde karıştırır. Esnek, değişken ve belirsizdir. Anlayışlı, yumuşak başlı, itâatkâr, uyumlu, pasif, zayıf ve hassastır. Empatik ve şefkatlidir. Su elementinin bu özellikleri sezgi işlevinin ve bilinçdışının nitelikleriyle örtüşür.


Astroloji’de su elementinin Jung psikolojisinde «sezgi» işlevine tekâbül ettiğini Carl Gustav Jung, Barış İlhan ve Stephen Arroyo’nun tanımlarını karşılaştırarak gösterdik.


Bir hipotez olarak, Jung psikolojisindeki «sezgi tipi»nin Astrolojide Doğum Haritasında su elementi fazlalığına tekâbül ettiği önerilebilir.


Bu hipotez çok sayıda Doğum Haritası Danışmanlığından gelecek ampirik veriyle test edilmelidir.


Efe Erten, 28 Eylül 2020, İstanbul


Görsel: “Undine”, 19. yüzyıl, Paton Joseph Noel


Kaynakça


Arroyo, Stephen. Astroloji, Psikoloji & Dört Element, Barış İlhan Yayınevi, 2000


Fordham, Frieda. Jung Psikolojisinin Ana Hatları. Say Yayınları, 2019


İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004


Jung, Carl Gustav. 6 Psychologische Typen. H.G. Baynes, Princton University Press, 1976


Jung, Carl Gustav. Analitik Psikoloji Sözlüğü. Pinhan Yayınları, 2016