Sunday, August 26, 2018

Balık Burcunda Dolunay – 26 Ağustos 2018




Balık Burcunda Dolunay – 26 Ağustos 2018

Bugün saat 14:56’da Balık burcunun 3 derecesinde bir Dolunay meydana geldi. Bu dolunayın ana teması birliği hissetmektir.

Balık dolunayında evrenle bütünleşme bilinci gelişir. Tasavvuftaki vahdet-i vücut mefhumu idrak edilir. Tüm yaratılanlarla birlik ve bütünlük hissedilir. Bütün varoluşa karşı çok büyük sevgi, şefkat ve merhamet duyulur. Bu egonun yitimi anlamına gelebilir. Öz çıkarlarını düşünmeden diğerleri için kendini feda etmek deneyimlenir. Tüm varoluşunu diğerlerine yardım etmek için seferber etmek görülür. Sağlıklı kullanıldığında, tüm varoluşu iyileştiren, şifâlandıran ve kurtaran bu prensip, sağlıksız tezahüründe kendini tamamen silmeye, kaybetmeye ve diğerleri için kurban olmaya götürebilir.

Balık dolunayında vahdet-i vücudun nihai amacı insan-ı kâmil olmak ve Fenâfillâh’a erişmektir. Bu tüm varoluşla bir olunduğunu idrak etmekle mümkündür. Bunun için insan nefsinden arınmalıdır. Egodan sıyrılmalıdır. Bu bir damla iken, okyanusa karışıp yok olmaktır. Bir nevi ölmeden önce ölmektir. Allah’a geri dönmektir. Bir tasavvuf hikayesinde anlatıldığı gibi, insanoğlu ney gibidir. Ney bilindiği gibi insanın ruhuna dokunan, ağlamaya benzer, etkileyici bir ses çıkarır. Ney neden ağlar? Ney bir ağaçtan oyularak imal edilmiştir, Ney bu parçası olduğu, yaratıldığı özden ayrıldığı için ağlar. Ney o özden kopmuştur. İçinden ilahi nefes üflendiği vakit, tekrar o öze dönmek için çok güçlü bir istek duyarak ağlar. Ney ne kadar saflaşırsa, kusurlarından arınırsa içinden geçen ilahi nefesi o kadar güzel bir tonda dışarı aktarır. Neyin bütün ömrü, koparıldığı özüne dönmek için ağlamakla, ızdırap çekmekle geçer. İnsan oğlu da yaratıcısına, Allah’a dönmek için bu görüntüler dünyasında ağlar, ızdırap çeker. Ve Allah’a dönmek için çok güçlü bir istek duyar. Ne kadar nefsinden arınırsa, ne kadar saflaşırsa, yaratıldığı özüne dönme yolculuğunda o kadar yol almış demektir. İnsanoğlunun tüm ömrü, bir göz açıp kapamak kadar kısa, içine üflenen İlahi nefes sayesinde canlanıp, ete, kemiğe bürünüp doğduğu, ve ızdırap çekerek, ağlayarak koparıldığı İlahi öze dönmek için mücadele verdiği bir sergüzeşttir.

İnsanoğlu özüne dönmek için bırakmalıdır. Balık Dolunayının ana teması bırakmaktır. Teslim olmaktır. Kabul etmektir. Kabulleniciliği geliştirmektir.

Balık Dolunayında birliği hissetmek için ego bırakılmalıdır. Kibir bırakılmalıdır. “Kendinden caymak lazım”dır. “Ben”, “benim”, “bana” zamirleriyle algılanamayacak yüksek algılama boyutlarına çıkmak gerekir.

Bu dünya “maya” alemidir. Yanılsamadır. Platon’un dediği gibi, bu dünyadaki her şey gerçek alemdeki “idea”ların sadece mağara duvarına yansıyan gölgelerinden ibarettir. Kişisel çıkar, fayda, para, şöhret ve benzeri tüm bencil istekler bu dünyanın aldatmacalarıdır. Bunlar ancak kısa süreli bir tatminden sonra acı getirir. Mutluluğunu ve varoluşunu bunlara bağlayanlar er ya da geç hayal kırıklığıyla baş başa kalacaktır. Hakikat bunların ötesindedir. “Ego”nun, “Ben”in, ve materyal çıkarların ötesindedir. Balık Dolunayının hatırlattığı gibi, mutluluk ve anlamın karşılığı, ruhtur, ibadettir, sevgidir, varoluşun bütünüdür, Allah’tır.

Balık Dolunayı artık mantığın, aklın, rasyonelliğin, analizin ve sözcüklerin bittiği yerdir. Bu somut gerçeğin sınırlarını aşma zamanıdır. Balık Dolunayı, matematik, lojik, ispat, bilimsel açıklama gibi rasyonel aklın metodları ile algılanamayan, sezmeye dayalı, içe doğmayla ilgili, gözle görülemeyen ve elle tutulamayan enerjilerin alanıdır. Bu Kolektif Bilinçdışı ve Arketiplerin alanıdır. İnsan daha yüksek boyuttaki bu algılama seviyelerine Balık Dolunayında erişebilir. Bunun için sessizlik, sükûnet, huzur, meditasyon, rüya, istiâre, mantralar, zikir, Esmâlar, dualar, ibadet, bilinç ve farkındalık çalışmaları önemli kanallardır.

Böylece artık analiz edilmez, içten duyulur.
Artık parçalara ayırmak yoktur, artık bütün deneyimlenir.
Artık sözcükler yoktur, artık idrak etmek vardır.
Düşünmek değil, hissetmek söz konusudur.

Balık Dolunayında kaosu ve belirsizliği kabul etmek gerekir. Bu belirsizlik içinde, tanrısal işaretler kişinin önüne çıkar. Bu işaretlerle ancak katı pozitivist ve materyalist yaklaşım terkedilip, hissetme, sezme ve duyumsama kanalı açıldığında temas kurulabilir. Gün içinde kişinin karşısına çıkan sembolleri takip etmek, bunları bilinçli bir şekilde fark etmek çok önemlidir. Bu ancak şimdiki zamanda kalmak ile mümkündür. Şimdiki zamanda kalmak için, beynin içinde bitmek bilmeyen uğultuyu, endişeyi, kaygıyı, fantezileri, hayalleri, özlemleri, ezberlenmiş şablonları, kalıpları, nostaljiyi ve bu ışıltılı hayallere erişememekten doğan ızdırabı bırakmak gerekir. Bu hayaller temelinde kişinin egosuna teslim olmasından, yani “ben”, “benim” hırsından kaynaklanır. Halbuki Balık Dolunayında “Ben” aşılıp, tüm varoluşla birlik tadılmalıdır. Bunun için “Ego”nun hayallere dayanan ve ezberlenmiş beklentilerini feda etmek gerekir. Bu koşullanılmış ve kişiyi şimdiki zamandan koparıp geçmişin hortlaklarına ve geleceğin endişelerine mahkûm eden ışıltılı idealizasyonlardan ve özlemlerden vazgeçmek gerekir. Şimdiki zamanda, burnunun ucundaki kişileri ve ihtimalleri gerçek anlamda fark etmek, ve deneyimlemek gerekir. O zaman endişeli aklın bükülmüş “maya” aleminde değil, berrak bir gözün şimdiki zamanında mevcut (present) olunur. Böylece endişeli aklın göremediği semboller, işaretler fark edilir, kişiye Allah tarafından yol gösterilir. Kişi içinden gelen gerçek sesi ve dışarıda Allah’ın gösterdiği gerçek işaretleri izler. Zaten gören gözler, bu ikisinin aynı noktadan gelen aynı şey olduğunu fark edecektir.

Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.
İçerde ne varsa, dışarda da o vardır.
Makrokozmos mikrokozmostur;
Mikrokozmos makrokozmostur.

Bu yolculuğu baltalayabilecek tehlike kaçıştır. Yukarıda anlatılan hayallere, fantezilere, özlemlere ve ızdıraba kaçılabileceği gibi, daha somut bağımlılıklara, uyuşturucuya, alkole, sigaraya, televizyona, sosyal medyaya veya geçici ilişkiler formundaki müptelalıklara kaçılabilir. Balık Dolunayında yaratıcıyla bir olmak istenir. Yaratcıya ait daha yüksek algı boyutlarında gezinmek istenir. Bunu nefisini arındırarak, “ego”yu aşarak, huzur ile, meditasyon ile, ibadet ile yapamayanlar, bu güçlü isteği daha dejenere başka yöntemlerle tatmin etmek isteyebilir. Burada tehlike, bu yüksek boyutlara erişme isteğini halüsinatiflerle, narkotik maddelerle, veya aşırı alkol tüketimiyle yakalayamaya çalışmaktır. Bu hem fiziki hem manevi bir tahrîbata yol açar. Balık Dolunayında, dışsal maddeyle değil, içsel çaba, arınma, nefis köreltme, huzur, sessizlik, sükûnet, inanç, güven ve teslim olma pratikleriyle yüksek algılama boyutlarına erişilmelidir. Kolektif Bilinçdışının Arketipleriyle temas kurulur. İçe doğan bir ses, görülen bir rüya, yolda karşınıza çıkan bir kuş tüyü, veya önünde durduğunuz bir apartman numarası kanalıyla işaretler size görünür kılınır. Böylece çok önemli içgörülere, farkındalığa ve bilince erişilebilir. Allah tarafından kişiye yol gösterilir.


Tekrar edersek:
- Balık Dolunayı birliği hissetmektir.
- Balık Dolunayı egoyu aşmaktır
- Balık Dolunayı daha yüksek farkındalık boyutlarına erişmektir
- Balık Dolunayı yanılsama aleminden “uyanmaktır”
- Balık Dolunayı tüm varoluşu sevmektir
- Balık Dolunayı farkında olarak ŞİMDİKİ ZAMANDA kalmaktır
- Balık Dolunayı Aşktır;
Aşk Yok Olmaktır.


Bu Dolunayda Jan Spiller’ın Balık burcu için tavsiye ettiği iyileştirici onaylamaları tekrarlamakta fayda var:
- "Her şey iyi ve her şey olması gerektiği gibi gelişiyor."
- "Allah'ın ruhsal yönetimi asla uygunsuz olamaz."
- "Sorunlarımı Allah 'a havale ettiğimde, kazanırım."
- "Yaşamımı sürdürmem düzensizlik tarafından tehdit edilmiyor."
- "Bu benim işim değil - bu Allah 'ın işidir. "


Balık Dolunayından, Doğum Haritasında 3 derece değişken burçlarda (İkizler, Başak, Yay ve Balık) gezenleri ve hassas noktaları olanlar yazıdaki güçlü birliği hissetme temasını dinamik ve harekete geçirici bir şekilde alacaklar.


Kaynakça

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004

Spiller, Jan. Astrology for the Soul. Bantam, 2009.

3 comments:

  1. Hz.Yunus da bir balığın karnından birliği hissederek kurtulmadı mı?
    Yüreğinize sağlık!

    ReplyDelete
  2. Çok güzel yorumlamışsınız gerçekten ellerinize sağlık.

    ReplyDelete
  3. okudugum en guzel dolunay yazisi..tebrik ederim

    ReplyDelete