Wednesday, October 31, 2018

Ay Düğümleri Yengeç - Oğlak eksenine giriyor - 6 Kasım 2018




Ay Düğümleri Yengeç - Oğlak eksenine giriyor - 6 Kasım 2018

6 Kasım 2018’de Ay Düğümleri Yengeç – Oğlak eksenine giriyor ve 5 Mayıs 2020’ye kadar bu burçlarda kalacak.

Ay Düğümleri nedir?
 Ay Düğümleri, Dünya’nın Güneş etrafında izlediği yol olan Epliktik ile Ay’ın Dünya etrafında izlediği yolun kesiştiği noktalardır. Bu noktalarda Güneş ve Ay kavuştuğunda ya da karşıt açı yaptığında Güneş ve Ay Tutulmaları meydana gelir. Güneş ve Ay’ın ışıklarının söndüğü ve yok oldukları bu dehşet verici anlarda gökyüzündeki bir Ejderhanın ışıkları yediği düşünüldüğünden, Güney Ay Düğümüne Ejderhanın Kuyruğu (Cauda Draconis), Kuzey Ay Düğümüne de Ejderhanın Başı (Caput Draconis) denmiştir.

Ay Düğümlerinin Döngüsü

Ay Düğümleri her zaman geri gider. Daha kesin söyleyecek olursak, Ortalama Ay Düğümleri her zaman geri gider; Gerçek Ay düğümleri bir ileri gider, bir durur, bir geri gider; ama genel istikameti geri yöndedir. Ay düğümleri bir tam döngüsünü 18 buçuk ilâ 19 yılda tamamlar. Ay Düğümleri bir burçta 19 ay kalır. Görüldüğü üzere 19 sayısı Ay Düğümlerini anlamlandırmakta önemlidir.


Ay Düğümlerinin Anlamı

Ay Düğümleri ekseni, hayat yolculuğumuzun amacını gösterir. Güney Ay Düğünü bu hayata giriş yaptığımız yerdir; Kuzey Ay Düğümü ise bu hayatı tamamlamadan önce kazanmamız gereken özellikleri gösterir.

Güney Ay Düğümü bu dünyaya giriş yaptığımız kapıdır. Geçmişimizi gösterir. Her anlamda geçmiştir:
-          Biyolojik: Genetik kodumuz. Kalıtsal özelliklerimiz
-          Psikolojik: Çocukluğumuzdan gelen deneyimler
-          Karmik: Önceki hayatımızdan getirdiğimiz bilgiler ve borçlar
-          Dini: Allah’ın bedenimize üflediği nefesteki, Ruhumuzdaki bilgiler


Güney Ay Düğümünün bulunduğu burç ve ev, zaten sahip olduğumuz, bildiğimiz ve aşina olduğumuz özellikleri gösterir. Kuzey Ay Düğümü ise henüz sahip olmadığımız, ve çeşitli imtihanlardan geçerek bu yaşam planı boyunca edinmemiz gereken özellikleri gösterir. Ruhumuz bu dünyaya gelmeden önce bu hayatta yaşayacağımız deneyimleri görmüş ve “evet, bende eksik olan nitelikleri kazanmam için tam da böyle bir hayat yaşamam lazım” diyerek bu yaşam planını seçmiştir. Yani bu hayattaki tüm zorluklar, olumsuz tecrübeler, sıkıntılar, çileler ve acılar, bizzat kendi ruhumuzun kendi gelişimimiz için elzem gördüğü deneyimlerdir. Ancak bu acıların içinde yanarak ruhumuz arınabilir, saflaşabilir ve kendinde olmayan özellikleri kendine katabilir. Kuzey Ay Düğümüne gitmek bu sebeple zorlayıcı bir yolculuktur. Bu, ruhumuzun aşina olmadığı, daha önce hiç görmediği yabancı ve korkutucu bir dünyaya gitmektir. Ancak Güney Ay Düğümündeki konfor bölgemizi terk ettiğimizde ve Kuzey Ay Düğümünün ev ve burcunun gösterdiği yaşam alanı ve sürecindeki yepyeni, yabancı, korkutucu deneyimlere yelken açmaya cesaret ettiğimizde gelişebiliriz. Saflaşabiliriz. Arınabilirz. Ve Yüce Yaratıcı tarafından bize verilen temel görevimiz olan, “ruhumuzun potansiyelini en mükemmel haline getirebiliriz.”


Güney Ay Düğümü genelde daha kötücül, Kuzey Ay Düğümü ise daha iyicil düşünülse de aslında anlamları iyi-kötü zıtlığından çok daha derindir. Güney Ay Düğümü, aslında bizde en gelişmiş hali, şahikası bulunan becerilerimiz olsa da; bu yeteneklerimiz hakkında hep şüpheye düşeriz. Bu özellikleri daha önceki hayatlarımızda zaten en iyi şekilde başarılı şekilde geliştirmişizdir. Artık bu yaşam planında bunların daha fazla üzerinde durmaya gerek yoktur. Ancak her kriz anında, kendimizi güvende hissettiğimiz “konfor bölgesi” olan bu burç ve eve rücu ederiz. Bu bir gerilemedir. Aslında en iyisine sahip olduğumuz bu özellikler, hâlâ “bizde yeteri kadar yokmuş” gibi hissederiz. Bunları daha da geliştirmeye çalışırız. Halbuki yaptığımız sadece güvenli çöplüğümüzde vakit geçirmektir. Bu, zaten çok iyi bildiğimize emin olduğumuz bir alanda oyalanmaktan, zaman kaybetmek başka bir şey değildir. Aslında yaptığımız şey sadece, yabancı, yeni, korkutucu bir alana (Kuzey Ay Düğümü) gitmekten kaçmaktır.


Yaşam amacımız, Kuzey Ay Düğümünün bulunduğu burca ve eve gitmektir. Bunu Güney Ay Düğümünün bulunduğu burç ve evin özelliklerini kullanarak yapmamız gerekir.



Bernadette Brady, Kuzey Ay Düğümününü “hayat amacına giden yolda iz bırakacak kadersel yeni insanlar, yeni gruplar, yeni arkadaşlar ve yeni şeyler” olarak açıklamıştır. Güney Ay Düğümü ise “karmik ve kadersel olarak geçmişten getirdiğimiz, aile tarihimizle ilgili eskiden bugüne gelen” kişi ve olayları gösterir. Güney Ay Düğümü “daha önceden tanıyormuş” gibi hissettiğimiz ve muhtemelen önceki hayatlarımızdan tanıdığımız “ruh”ları gösterir.  


Ay Düğümleri Yengeç – Oğlak ekseninde

6 Kasım 2018 - 5 Mayıs 2020 tarihleri arasında Ay Düğümleri Yengeç – Oğlak ekseninde kalacak. Bu tarihler arasında düğümler, 3 Güneş Tutulması ve 1 Ay Tutulması meydana getirecekler:
- 6 Ocak 2019 Güneş Tutulması (15 derece Oğlak)
- 2 Temmuz 2019 Güneş Tutulması (10 derece Yengeç)
- 17 Temmuz 2019 Ay Tutulması (24 derece Oğlak)
- 26 Aralık 2019 Güneş Tutulması (4 derece Oğlak)
- 10 Ocak 2020 Ay Tutulması (20 derece Oğlak)

Yengeç – Oğlak ekseninin anlamına geçmeden önce, ilk belirtmek gereken şey şu ki Tutulmalar ve Düğümler Yengeç ve Oğlak burçlarının tüm derecelerini tarayacağı için Doğum Haritasında Yengeç ve Oğlak burçlarında gezegenleri ve hassas noktaları olan kişiler, kurumlar ve ülkeler bu 19 ay boyunca çok ciddi ve kadersel dönüşümlerden geçecek.

Kuzey Ay Düğümü Yengeç, Güney Ay Düğümü Oğlağa yerleştiğinde, aşina olunan şey toplum tarafından oluşturulan ve ezberlenmiş saygınlık, prestij, statü ve itibar modelleridir. Saygınlık kazandıracak geleneksel bir hedef için duyguları bastırmak, robotik bir üslup takınmak, soğuk ve katı bir disiplinle hedefe doğru basamakları çıkma eğilimi gözlemlenir. Duygulardan korkulur. Duygusal paylaşımdan kaçılır. Kendi duygusal temellerine bakmaktan çekinilir. İnsan duygularına dair her şey küçümsenir ve dışlanır. Mahrem hayat tenzil ve tahkir edilir. Bu duygusal eksiklik kamusal bir hayatla ve kariyer hedefleriyle ikame edilmeye çalışılır. Dışsal başarı modelleriyle “tehlikeli bir yer olduğuna inanılan” dünya kontrol edilmeye çalışılır; bir önkoşul olarak bu becerilmeden duygusal yakınlığa girmek reddedilir. Ancak hiçbir zaman “dünyayı güvenli bir yer haline getirecek” kadar başarılı ve statülü hissedilemez ve bu bahaneyle çok yabancı ve korkutucu bir deneyim olarak görülen mahrem ilişkilere girmekten, bir insana güvenmekten ve ait olmaktan kaçılır.
Kuzey Ay Düğümü Yengece girdiğinde yapılması gereken, statüye, itibara, prestije ve saygınlığa yönelik bu takıntıyı bırakmak ve duygulardan korkmaktan vazgeçmektir. İlk olarak kişi duygusal temellerini sahiplenmelidir. Bu onun “kökleridir”. Kendi kırılganlıklarına bakmalıdır. Aileden getirdiği ilk çocukluk yıllarındaki şartlanmaların üzerine gitmelidir. Bugünkü davranışlarını etkileyen bu anlamlandırılmamış, unutulmuş ve üstü örtülmüş yaralara tekrar bakma cesareti geliştirilmelidir. Böylece kişi ilk olarak kendine annelik edecektir. Kendi içindeki çocuğun ebeveyni olacaktır. Kendi duygularının (Yengeç) sorumluluğunu (Oğlak) alacaktır. Kendi duygusallığına (Yengeç) olgun (Oğlak) yaklaşacaktır. Böylece kendi duygularını sahiplenmiş, yetişkin olmuş birisi artık diğer insana güvenmeye, ait olmaya ve mahremini açmaya cesaret edebilir. Böylece mahrem paylaşımlarını (Yengeç) gayretle yapılandırır (Oğlak), sıcak duyguların paylaşıldığı ve ait olduğu korunaklı, mahrem ve bereketli bir yuvayı (Yengeç) sağlam bir şekilde kristalize edebilir (Oğlak).

Kuzey Ay Düğümü Yengece geçtiğinde kişi “güvenli bir üs” olmayı öğrenir. Steven Forrest’ın örneğindeki gibi artık Clark Kent’i görüp “Senin Superman olduğunu biliyorum ve Superman olman için gerekli telefon kulübesini sana sunuyorum” demek gerekir. Yani empati geliştirilir. Anaçlık öğrenilir. Karşıdakine güvenli sığınak sağlamama, barınak sunma, koruma, kollama, besleme ve büyütme fonksiyonları edinilir. Karşıdaki kişi desteklenir.

Güney Ay Düğümünün yöntemleri kullanılarak Kuzey Ay Düğümüne gitmek gerekir. Duygusallığı ve mahremiyeti öğrenmeye giderken en iyi yol arkadaşları sabır, ciddiyet, disiplin, sorumluluk, gerçekçilik, gayret ve çalışkanlıktır. Zaten sahip olunan bu özelliklerle kendi kırılganlıklarına, duygusal yaralarına bakar insan. İçinde büyümemiş olan çocuğu ve yaralarını görür. Ona, yani kendine, ciddiyetle bakarken şefkati öğrenir. Bugüne kadar korktuğu ve kaçtığı duygusallığın, ait olma ihtiyacının, mahremini paylaşma arzusunun kendi içinde olduğunu görür. Bunlardan zinhar imtina etmesine neden olan, bugüne kadar hep üstünü örttüğü, yüzleşmekten korktuğu gerçek korkularını ve yaralarını görür. Onu bugüne kimler kırdı? Kimler yaraladı? Bu yaraların üstünü ne kadar kalın, kurşun geçirmez kabuklar ördü. Duygusuz, robotik, katı, soğuk, disiplinli bu dış kabuğun inşa edilmesindeki gerçek sebep anlaşıldığında, bu yaranın kabuğu acı verse de soyulur. Acı çekilir, ama devamında pansuman yapılır. O zaman kişi acının da, yaranın da, kırılganlığın da insana ait olduğunu ve kendisinin de duyguları ve zayıflıkları olan bir insan olduğunu anlar. Bir insan olarak şefkatle ve merhametle kendine annelik eder. Artık yetişkindir, diğer insanla güvene dayalı mahrem bir ilişkiye girmenin sorumluluğunu alabilir.

Ay Düğümleri Yengeç – Oğlak ekseninde (Dünyasal Astroloji)

Ay Düğümleri Yengeç – Oğlak eksenindeyken vurgulanan konulardan birisi aile, ebeveynler ve atalardır. Kolektif ölçekte Millet kavramı, Milletin tarihi ve Milliyetçilik meseleleriyle yüzleşmek gerekir. Ulus devlet nedir? Ulus nedir? Ulusun kolektif hafızasında üstünü örttüğü olaylar nelerdir? Bu gibi konular ile Millet kendi geçmişiyle, kendi travmalarıyla, ve kendi acılarıyla yüzleşmelidir. Böylece Millet kendi zayıflığını ve kırılganlığını kabul edebilir, kendisini var eden geçmiş koşulların bilincine varıp bunların sorumluluğunu alır. Kendi aidiyet modellerini daha sağlıklı kurabilir. Kendi korumacı, besleyici konularını daha verimli inşa edebilir. Bunlar yapılmadığında Dünya genelinde daha Milliyetçi, daha Irkçı ideolojilerin yükselişine şahitlik etmek kaçınılmaz olacaktır. Kendi “evini” koruma gerekçesiyle mültecilere sınırları kapatmak, ya da kendi “ailesinden” kabul etmediği ülke sınırlarının içindeki etnik ve dini azınlıkları ülkeden atmak istemek suretiyle yabancı düşmanlığı artacaktır. “Dünyanın tehlikeli bir yer olduğuna inanan” ve bunun için her şeyi baskıyla kontrol etmeye çalışan Otoriter rejimler ivme kazanır. Bu Otoriter, Totaliter ya da Diktatör rejimler, “Bizim Kutsal Ailemiz” diyerek kendi Milletini, Ulusunu, Irkını ve Dinini yüceltirken bunun dışındaki herkesi tehlikeli, dejenere ve şeytani sıfatlarla niteler. İçerideki tüm sorunların sebebi bu dışarıdaki “kötüler” ve onların komplolarıdır. “Tehlikeli dünyanın” zararlı etkilerinden korunmak için ticaret savaşları verilir, İthal İkameci ve dış ticarete kapalı korumacı ekonomi modelleri geliştirilir, gümrük yüksek vergileri ve kotalar konur.  

Bu tablo sağlıksız bir Yengeç sembolizminin Dünya Siyasetindeki yansımasıdır. Halihazırda bu resimle birebir örtüşen ülkeler ve liderleri teşhis etmek çok kolayken, önümüzdeki 19 ayda bu sürecin nerelere varabileceğini düşünmek kaygı vericidir. Dünyanın içinde bulunduğu bu liberalizm karşıtı, aşırı milliyetçi, yabancı-düşmanı, otoriter, popülist ve korumacı iktisat istikametindeki bu eğilimini sağlıklı bir yönde düzeltmesi için, önümüzdeki 19 ay boyunca yaşanacak Yengeç Kuzey Ay Düğümünü imtihanlarından önemli iç-görüler kazanarak, sağlıklı Yengeç özellikleri geliştirerek çıkması gerekir. Aksi halde neler olabileceğini görmek için daha önce Kuzey Ay Düğümü Yengeçteyken yaşanan tarihi hadiselere bakalım.

-          30.03.1907 – 27.09.1908
o   Milliyetçi ideolojideki İttihat ve Terakki Partisinin baskısıyla 2. Meşrutiyet ilan edildi (23 Temmuz 1908). Türkçülük fikri devlette egemen oldu, II. Abdülhamid’in 30 yıllık istibdat rejimi son buldu, anayasa ve meclis tekrar yürürlüğe girdi
-          26.10.1925 – 16.04.1927
o   Çin İç Savaşı başladı (12 Nisan 1927). İç Savaş, Çin Komünist Partisi ile Çin Milliyetçi Partisi arasındaki ideolojik sağ-sol kutuplaşmasından kaynaklanıyordu. 12 Nisan olayında, Milliyetçi Parti lideri Chiang Kai-shek, muhafazar kanatla beraber Şangay’da 300 ilâ 5000 Komünist Parti üyesini katletti.
-          11.05.1944 – 02.12.1945
o   Faşizm ve Milliyetçilik üzerine kurulu II. Dünya Savaşı’nın en kanlı yılları yaşandı. Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atıldı. (6 ve 9 Ağustos 1945). II. Dünya Savaşı bitti. Milliyetçi Diktatörlerden Benito Mussolini 28 Nisan 1945’te öldürüldü, Adolf Hitler 30 Nisan 1945’te intihar etti.
-          23.12.1962 – 15.08.1964
o   Cinsiyet ayrımcılığına dayalı maaş eşitsizliğini yasaklayan “1963 Eşit Maaş Yasası” ABD’de yürürlüğe girdi. (10 Haziran 1963)
o   Martin Luther King Jr. ırkçılığa karşı “Bir Hayalim Var” sembol konuşmasını yaptı. (28 Ağustos 1963)
o   ABD’nin tek Katolik Başkanı ve “Irk ayrımcılığının ahlaken yanlış” olduğunu beyan eden John F. Kennedy suikasta uğradı. (22 Kasım 1963)
o   Irk, Renk, Millet, Cinsiyet ve Din temelli ayrımcılığı yasaklayan “1964 Medeni Haklar Yasası” ABD’de yürürlüğe girdi. (2 Temmuz 1964)
o   Irk ayrımına dayalı apartheid rejimine karşı mücadele veren Nelson Mandela ömür boyu hapse mahkum edildi. (12 Haziran 1964)
o   Kenya ve Malezya, Birleşik Krallık Sömürgeliğinden bağımsızlığını ilan etti. (12 Aralık 1963 ve 22 Temmuz 1963)
-          24.09.1981 – 16.03.1983
o   Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Enver Sedat, İsrail’le yaptığı barış antlaşması sebebiyle suikasta uğradı. (6 Ekim 1981) Milliyetçi devlet İsrail’in 1982 Lübnan Savaşı başladı. (6 Haziran 1982)
o   İngiltere’de Milliyetçiliği güçlendirecek Falkland Savaşı başladı ve İngiltere’nin zaferiyle sonuçlandı. Margaret Thatcher ve sağcı, Milliyetçi ideolojisi etkisini artırdı (2 Nisan – 14 Haziran 1982).
o   ABD Başkanı Ronald Reagan “Uyuşturucuya Karşı Savaş” başlattı. Milli güvenlik söylemiyle gerekçelendirilen program daha çok Afrikalı-Amerikalılara karşı Irkçılık, otoriter yönetim ve sağ politikalar için kullanıldı.
-          09.04.2000 – 13.10.2001
o   Güney Kore ve Kuzey Kore arasında ilk kez “Inter-Korean Summit” düzenlendi. (13 Haziran 2000)
o   İsrail Birleşmiş Milletlerin kararına riayet etti ve Lübnan’dan tamamen çekildi. (16 Haziran 2000)
o   Hollanda dünyada Eşcinsel Evliliği yasallaştıran ilk ülke oldu. (1 Nisan 2001)
o   11 Eylül saldırıları: 4 Kaçırılmış yolcu uçağından 2’si Dünya Ticaret Merkezine, 1’i Pentagon’a ve sonuncusu Pennsylvania sahasına çarptı. Bu terörist saldırılar Amerika’da Milliyetçiliği, sağcılığı ve yabancı düşmanlığını tekrar yükseltti. (11 Eylül 2001) Bu olay Afganistan ve Irak Savaşlarının direk sebebi, İslamofobinin miladı ve Suriye savaşıyla beraber Ortadoğu’da akan kanın dolaylı sebebi oldu.
o   ABD Başkanı George W. Bush “Teröre Karşı Savaş” başlattı. (20 Eylül 2001)
o   ABD’nin Afganistan’a saldırısı başladı. (7 Ekim 2001)
o   ABD Başkanı George W. Bush “Office of Homeland Security”yi kurdu. (8 Ekim 2001)
o   Türkiye siyasetini baştan aşağı değiştiren 2001 Ekonomik Krizi yaşandı. (19 Şubat 2001)

Kuzey Ay Düğümü Yengeç burcundan yaşanan tüm bu olaylar, Milliyetçiliğin temel mesele olduğunu gözler önüne seriyor. Milliyetçiliğin ırkçılığa, faşizme, otoriter, totaliter ve diktatöryal rejimlere evrildiği Hitler, Mussolini ve 2. Dünya Savaşı Japonyası örneklerinde, bu Milliyetçi Diktatörlerin ayrıştırıcı söylemlerinin, güç hırslarının ve zalim şiddet politikalarının sadece “düşmanlarına” değil kendi Milletlerine de büyük trajediler yaşattığını görüyoruz. Bu Milliyetçi Diktatörlerin ve ülkelerin düşüşünün Kuzey Ay Düğümünün Yengeçteyken gerçekleşmesi tesadüfi değildir. Kuzey Ay Düğümü Yengeçten geçerken tüm insanlar ve ülkeler sağlıklı yengeç özelliklerini geliştirmekle imtihan edilirken, “aile sevgisi”, “vatanperverlik”, “atalara saygı”, “evinin güvenliğini sağlama”, “aileni, evini, vatanını koruma” gibi Yengeç temaları sınavdan geçmektedir. Bu temaları sağlıklı bir şekilde geliştirmek yerine yozlaştırıp suiistimal edince karşımıza Hitler, Musolini ve 2. Dünya Savaşı Japonya’sı gibi Faşist-Militarist örneklerle karşılaşıyoruz. Bu örneklerde “aile sevgisi”, kendinden olmayan herkesi düşman olarak görme, yabancı düşmanlığı ve kendi ırkını üstün diğerlerini hakir görme şeklinde yozlaşmıştır. “Vatanperverlik” Faşizme ve Irkçılığa dönüşmüştür. “Atalara saygı”, devlet eliyle dayatılan Milliyetçi söyleme, “Şanlı Tarihimiz” propagandasına ve Ulusal Mitoloji Kurgusuna evrilmiştir. “Evinin güvenliğini sağlama” ve “evini, vatanını koruma”, önce polis devletine, vatandaşların silahlı kuvvetlerce bastırılmasına, her türlü demokratik söylemin ve eylemin silah zoruyla, cebirle baskılanmasına, sonra ise “Ev” tanımının genişlemesiyle komşu ülkelerin işgali ve halklarının katline dönüşmüştür. Kuzey Ay Düğümü yengeç burcuna girmeden önce başlayan bu süreç, tarih tarafından en büyük tokadını, Yengeç sembolizminin imtihana tutulduğu KAD Yengeç yıllarında yemiş, sağlıklı Yengeç özellikleri geliştiremeyen ve Yengeç’in Milliyetçilik, Irkçılık, Güvenlikçilik, gölgesine düşen liderler ve ülkeler birer birer siyaset arenasından silinmiştir. 1925’te KAD Yengeçteyken Milliyetçilik ve Komünizm arasındaki çatışma yüzünden başlayan Çin İş Savaşı da, sağlıksız çalışan Yengecin örneğidir.

II. Abdülhamid’in 30 yıl boyunca baskıya, polis gücüne ve güvenlikçi politikalara dayanan otoriter istibdat rejiminin yıkılışı; ve devamında anayasanın ve meclisin tekrar yürürlüğe girmesi de yukarıdaki örneklerle benzerdir. Kuzey Ay Düğümü yengeçten geçerken “evini korumayı” yanlış anlamış ve kişisel iktidarı lehine baskı kurmak için bu kavramı suiistimal etmiş liderler cezalandırılmıştır.

Yengecin temsil ettiği “ailesini sevme”, “milletini sevme” sürecini sağlıklı geliştiren liderler, gruplar ve ülkeler ise Kuzey Ay Düğümü Yengeçten geçerken bu başarılı gelişimsel adımlarının ödülünü almışlardır. Milliyetçiliği ne kadar sağlıklı algıladıkları sorgulanabilecek ve gücü eline aldığında “evini korumayı” baskı ve şiddet olarak okumaktan sabıkalı İttihat ve Terakki, 1908 koşullarında Milliyetçilik ya da Türkçülük ideolojisini, o gün göreceli olarak daha baskıcı olan II. Abdülhamit’e karşı parlamenter özgürlük lehine kullandığı için, Kuzey Ay Düğümü Yengeçten geçerken ödüllendirilmiştir. KAD yengeçten geçerken II. Meşrutiyet ilan edilmiş, parlamento açılmış, Milliyetçilik ve Millet İradesi güç kazanmıştır.

Yengecin temsil ettiği “ailesini sevme”, “evinde güvenliği sağlama”, “duygu paylaşımına dayalı sıcak bir yuvaya ait hissetme”, “atalara saygı”, “sevdiklerini ve evini koruma”, “diğerini destekleme” ve “anaçlık” sürecini doğru uygulayan örneklere baktığımızda Cinsiyet ayrımcılığına dayalı maaş uygulamasını kaldıran ABD’yi, Eşcinsel Evliliği yasallaştıran Hollanda’yı, Irk ayrımcılığına başkaldıran Martin Luther King Jr., John F. Kennedy ve Nelson Mandela’yı, ırk ve benzeri farklılıklar sebebiyle ayrımcılığı yasaklayan “1964 Medeni Haklar Yasasını” ile ABD’yi ve bir aile olup sömürgeci zulmünden bağımsızlaşan Kenya ve Malezya’yı görüyoruz. Tüm bu olumlu örnekler Kuzey Ay Düğümü Yengeçten geçerken yaşandı. Hepsinin sonucu bir ödüllendirilmeyle değil, bazen suikast gibi hayatı sonlandıran hadiselerle de neticelense, bu hareketler sağlıklı Yengeç özellikleri geliştirmenin siyaset arenasında zuhur bulduğu örneklerdir.

Yakın tarihte Hitler ve Mussolini örneklerindeki kadar dramatik olmasa da, Kuzey Ay Düğümü yengeçten geçerken Batıda sağcı, milliyetçi, korumacı ve güvenlikçi politikaların yükselişini Ronald Reagan’ın “Uyuşturucuya Karşı Savaşında” ve Margaret Thatcher’ın “Falkland Savaşlarında” görmekteyiz. Bundan daha dramatik olarak, Dünya tarihinin akışını değiştiren 11 Eylül Terör saldırıları yengeç özelliklerini sağlıksız geliştirmenin ülkesel, lidersel ve milletsel seviyede nasıl felaketlere yol açtığının hazin bir örneğidir. Bu menfur saldırılar, Başkan Bush ABD’de milliyetçiliği, yabancı-düşmanlığı ve baskıcı güvenlikçi politikaları artırmak için suiistimal etmiştir. ABD’den Batıya yayılan İslamofobi ateşini körüklemiş, bu nefreti de Afganistan ve Irak savaşlarını meşrulaştırmak için kullanmaktan çekinmemiştir. Günümüzde Orta Doğu’da akan kan ve Suriye Savaşı da, temelini bu hadiselerden almaktadır. Kuzey Ay Düğümü Yengeçten geçerken Yengecin “evini koruma” temasının kötü niyetle yozlaştırılmasının ve suiistimal edilmesinin bedeli maalesef ölen yüz binlerce insanın hayatıyla ve hayatı kararan milyonların ızdırabıyla ödenmektedir.


Bu bilgiler ışığında, önümüzdeki 19 ay boyunca Kuzey Ay Düğümü yengeçten geçerken Milliyetçilik ve Güvenlikçi Politikalar konularının imtihandan geçeceğini görmekteyiz. Kuzey Ay Düğümü Yengeçten geçerken, Yengeç sembolizminin imtihana tutulduğu bu 19 ayda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bize düşen görev, yanı başımızda Suriye gibi bir İç Savaş örneği dururken, sağlıklı Yengeç özellikleri geliştirmektir. Yani “evimizin güvenliğini” sevgiyle, empatiyle, diğerini destekleyerek sağlamaktır. Farklılıklara saygı göstermek, eşitliği ve özgürlüğü güvence altına almaktır. “Atalara ve tarihe saygı” geliştirirken, bize benzemeyenin atasına ve tarihine de saygıyla ve sevgiyle yaklaşmaktır. “Birbirini ailesi olarak gören” etnik ve dini gruplara saygı göstermek, bu gruplarla beraber daha geniş “Türkiye Cumhuriyeti Ailesini” sevgi, saygı, güven, duygusal paylaşım ve aidiyet temelleri üzerine inşa etmektir. 7 derece Yengeç burcunda Yükseleni ve 12 derece Yengeç burcunda Plüto’su bulunan Türkiye Cumhuriyeti, 19 ay sürecek Yengeç imtihanından ancak kendi tarihiyle yüzleşerek, geçmiş acıları ve travmalarını kabullenerek, samimiyet temelli sevgi ve saygıya dayanan bir kucaklaşmayla evinin içini toparlayarak ve mutlu üyelere sahip bir aile olarak başarıyla geçebilir. Bu 19 aylık Kuzey Ay Düğümü Yengeç sürecinden tüm etnik, ırksal, renksel, cinsel, kültürel ve dini farklılıklarıyla kendini Türkiye Cumhuriyeti ailesine ait hisseden mutlu vatandaşların yaşadığı bir ülke olarak çıkmamız dileğiyle!

Kaynakça

Brady, Bernadette, Predictive Astrology: The Eagle and the Lark, Weiser Books, 1998

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004


Güneş Akrep Burcunda (23 Ekim 2018 – 22 Kasım 2018)



DERİNE İNME VE DÖNÜŞME ZAMANI
▪ 23 Ekim 2018 – 22 Kasım 2018 arasında Güneş Akrep burcunda ilerliyor. İçinde bulunduğumuz bu 30 gün boyunca tüm burçlar, “derinde olana bakma, yüzleşme, arındırma ve dönüşme” anlamına gelen Akrep sürecini deneyimleyecek.
▪Psikolojik amaç: Dönüşmek, kaynaşmak, derine inmek, arzulamak, güç
🔷Sağlıklı kullanımı:
🔹Dönüşüm
🔹Kendi derinlerine bakmak
🔹Kendi gölgesiyle yüzleşmek
🔹Yoğun, tutkulu duygular
🔹Diğer insanla kaynaşmak
🔹Öteki insanın derinine nüfuz etmek
🔹Dayanıklılık
🔹İrade gücü
🔹Ölümden sonra yeniden doğmak
🔹Gizli olan gerçeği ortaya çıkarmak
🔹Tabuları keşfetmek
🔹Tehlikeli alana girme cesareti
🔹Herkesin sustuğu konularda konuşma cesareti
🔹Yaraya parmak basma gücü
🔹Acıtarak tedavi etmek, iyileştirmek
🔹Diğer insanın dönüşümüne eşlik etmek
🔹Cinsel Güç
🔹Kışkırtıcı
🔹 “Hipnozcu”, “Büyücü”, “Şaman”
🔶 Olumsuz yansıması:
🔸Kendini kapatma, ketumluk
🔸Diğerlerini değişime zorlamak
🔸Diğerlerini kontrol etmeye çalışmak         
🔸İnanların zaaflarını tespit edip, bağımlı kılmak
🔸Manipülasyon
🔸Diğer insanı sömürme
🔸Kendini veya diğer insanı “öldürmek”
🔸Kıskançlık
🔸İntikam
🔸Güç hırsı
🔸Ölme korkusu (terk edilmek, hiç olmak)
🔸Aciz olma korkusu
🔸Her şeyi kontrol etme telaşı
🔸İnsanları kendi yollarına bırakamama
🔸Aşırı uçlarda duygular
🔸Ya hep ya hiç yaklaşımı
🔸Yıkıcı
🔸Kendini yok edici
🔸Tek bir konuya saplanma, takıntı
🔸”Vampir”
Fotoğraf: “قوة الإرادة” - “İrade gücü (willpower)”anlamında , Akrep Stelyumlu (Güneş, Yükselen, Merkür Plüto) bir kişinin Dövmesi
#GüneşAkrepBurcunda
#Astroloji

Sunday, October 28, 2018

Türkiye Cumhuriyeti’nin 95. Yaşı – 29 Ekim 2018




Türkiye Cumhuriyeti’nin 95. Yaşı – 29 Ekim 2018

29 Ekim 2018’de Cumhuriyetimizin 95. yaşını kutlayacağız. Bu sebeple, ülkemizin Doğum Haritasının Solar Return’ünü inceleyerek 95. yaşını analiz ettim. Türkiye Cumhuriyeti’nin 95. yaşı nasıl bir sene olacak?

Türkiye Cumhuriyeti’nin Solar Return haritasında ilk göze çarpan özellik, bu seneki haritanın Türkiye’nin 1923 yılındaki Natal Haritasıyla aynı Yükselen-Güneş-Ay üçlü kombinasyonuna sahip olması. Bu çok çarpıcı bir şekilde ülkenin fabrika ayarlarına geri döneceğini gösteriyor. 29 Ekim 2018 ile 29 Ekim 2019 arasında geçecek sene, Türkiye Cumhuriyeti için bir “reset atma” ve kuruluş değerlerine geri dönme senesi olacak.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Solar Return haritasında yükselen 16 derece Yengeç, TC’nin natal birinci evine tekabül ediyor. Bu vurgu, önümüzdeki 12 ay boyunca ana konunun ülkenin kendisi ve ülkenin genel durumu olduğunu gösteriyor. Yani “Bu ülke nasıl bir ülke?”, “Bu ülkenin adı nedir?”, “Türkiye demek ne demek?”, “Türkiye Cumhuriyeti nasıl olmalı?” gibi sorularla ülkenin kendi kimliği, varoluşu ve kendini tanımlama şekli üzerine kafa yoracağı bir sene olacak. Bu ülkenin mecazi olarak “vücudunu”, “bedenini”, “benliğini” ve “adını” tekrar gözden geçireceği, bu konuda mesai harcayacağı ve bu konular üzerine deneyimler yaşayacağı anlamına geliyor. 16 derece Yengeç Yükselen, Türkiye’nin Natal Plüton’uyla kavuştuğu için, Türkiye’nin genlerinde barındırdığı “ölüp yeniden doğma”, “krizlerden güçlenerek çıkma” ve yılanın derisini yenilemesi gibi “form değiştirme/dönüşüm” temalarını harekete geçiriyor. Köşe evlerden birinci ev yeni başlangıçlar anlamı ifade ettiği için, önümüzdeki bir yılın ülkenin şekil değiştirerek yeni temel başlangıçlar yapacağı bir sene olduğunu görüyoruz.

Solar Return Neptün’ün, natal MC’de yer alması, ülkenin kimliğiyle ilgili kafa karışıklıklarının yanında yönetimde belirsizliğe ve ülkenin rejimi konusunda karmaşaya işaret ediyor. Ülke için kullanılan “Yeni Türkiye” tanımlaması, Rejim için aynı anda kullanılan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ve “Başkanlık Sistemi” isimleri ve ülkenin yöneticisi için bazen “Cumhurbaşkanı” bazen “Başkan” ifadesinin kullanılması, yönetim konusunda yaşanan kafa karışıklığını (Neptün MC) vurgulamaktadır. MC’deki Neptün’ün natal Uranüs’le partil kavuşumu ise yönetim konusunda ani, beklenmedik sürprizleri göstermektedir. Uranüs’ün natal Güneş’e karşıt yapacağı 15 Haziran 2019, yönetici (Güneş) ve gençler, meydanlar (5.ev) konulu ani, şok edici gelişmelere işaret eder. Uranüs’ün isyankar, başkaldıran ve anarşist enerjisi bu tarihlerde meydanlarda yaşanacak protestolar şeklinde tezahür edebilir. Gençleri ve meydanları temsil eden 5.ev yöneticisi Venüs’ün, Progresyonda 18 Aralık 2018’de yönetimi temsil eden MC noktasına gelecek olması, gençleri ve meydanları yönetimle temas edecek bir konuma getirmektedir. Ancak Venüs’ün Türkiye Cumhuriyeti için genelde belaları temsil ettiğini ve Solar Return haritada “gizli düşmanlar, cemaatler, casuslar ve komplolar” (12.ev) temasının vurgulanması sebebiyle, bu gizli darbe planlarına ve teşebbüslerine de işaret edebilir, bu sebeple Milli İstihbarat Teşkilatımızın olası kumpaslara, komplolara ve darbelere karşı teyakkuzda olması ve bu hain girişimlere cesaret edilemeden engellemesi gerekmektedir. Solar Ark Ay Düğümlerinin, 14 Şubat 2019’da yöneticiyi ve yönetimi temsil eden MC ile T-kare oluşturması, yönetimle ilgili kadersel olayları ve geçmişten gelen karmik konuların gündeme geleceğini göstermektedir.
Parlamento anlamında 11.evdeki isyankar Uranüs’ün 15 Haziran 2019’da yönetici anlamına gelen Güneş’e karşıtı, Meclis çoğunluğu ve Cumhurbaşkanı arasındaki sürpriz bir gerilime de işaret ediyor olabilir. Tüm yıl boyunca süren yönetimde belirsizlik (Neptün MC) ve ani sürprizler (Neptün Uranüs Güneş) olaylarının tetiklendiği diğer tarihler 29 Ekim 2018, 21 Aralık 2018, 11 Mart 2019 ve 11-19 Ekim 2019’dur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Solar Return Haritasında en çok vurgulanan ikinci konu “hapishaneler, casuslar, suçlular, gizli düşmanlar ve gizli dini cemaatlerdir” (12.ev). Yukarıdaki paragrafta anlatılan “ülkenin kendisi ve genel durumunu” gösteren yükselen yöneticisi Ay’ın peregrin halde güçsüz, 12.evde ve boşlukta olması, ülkenin gücünün az olduğunu ve zor durumda olduğunu gösteriyor. Özellikle 12.evin temsil ettiği gizli düşmanlar, casuslar ve cemaatler ülkeyi zor duruma düşürecek faaliyetlerde bulunmaktalar. Ülkenin kendisini temsil eden göstergenin (Ay), hapishaneler, hastaneler ve kapatılmış yerler anlamındaki 12.evden, ülkenin yöneticisi ve itibarı anlamındaki MC noktasına sert bir kare açı yapması, bu sene hapishanedeki kişilerin, gizli düşmanların ve görülemeyen komploların ülkenin kendisine, yöneticisine ve itibarına karşı bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Hapishanelerle ilgili düzenlemeler ve suçlular ile ilgili konular, ülkenin kendisini, yöneticisini ve prestijini zedeliyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Solar Return haritasında, aynı 1923 haritasında olduğu gibi “gençleri, meydanları ve eğlence yerlerini” temsil eden 5. evin vurgulandığını görüyoruz. Bu konum, bir yıl boyunca gençlerle ilgili gelişmelerin, ülkenin gidişatında belirleyici olacağını vurguluyor. Gençleri ilgilendiren önemli yasalar, gençlerin tepkileri, gösterileri, protestoları ve meydanlarda hareketlilik bu bir yıl ön planda olacak. 5. Ev aynı zamanda borsayı temsil etmekte. 5.evdeki gezegenlerin Merkür hariç hepsinin peregrin konumda güçsüz olması ve 5. Ev yöneticisi Mars’ın “dış borç, yabancı ülkelerin parası ve uluslararası para kuruluşları” anlamındaki 8.evdeki peregrin güçsüz konumu Borsa İstanbul’da ciddi bir düşüş yaşanabileceğini vurguluyor. Aynı şekilde “uluslararası para kuruluşları” anlamındaki 8.ev vurgusu, Ocak 2019’un etrafındaki tarihlerde IMF’yle masaya oturulabileceğini gösteriyor.

5. Evin diğer bir anlamı olan “elçilikler, konsolosluklar” konusu, geçtiğimiz ay Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan Konsolosluğunda öldürülmesi olayıyla zaten aktive olmuş oldu. Bu da Solar Return Haritaların, meydana gelmeden 3 ay önce, fiziki dünyada tezahür etmeye başladığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Solar Return Haritasında bir köşe noktasıyla kavuşum yaparak özellikle önem kazanan gezegen “Uluslararası ilişkiler, dost ve düşman ülkeler” anlamındaki alçalan noktasıyla kavuşan Plüton’dur. Bu, önümüzdeki bir yıl boyunca özellikle yabancı ülkelerle rekabet, çatışma, sürtüşme ve hatta savaş kanalıyla önemli bir dönüşüm yaşanacağını vurguluyor. 7.evdeki Plüton, ilk paragrafta anlatılan “reset”in, şekil değiştirmenin ve dönüşümün birinci tetikleyicisinin düşman ülkeyle bir gerilim ya da savaş olduğuna işaret ediyor. Bu “düşman ülkeyle gerilim/savaş kanalıyla ülkenin dönüşümünün tetiklenmesi” sembolü, şu an Suriye’de devam eden konvansiyonel savaşın bir vites değişimi anını gösteriyor olabileceği gibi, geçtiğimiz yaz deneyimlediğimiz ekonomi ve döviz kuru üzerinden yürütülen bir ticari savaşı da vurguluyor olabilir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Fırat’ın Doğusunda yapacağı operasyonlar, Münbiç’te YPG ve ABD’yle girilecek bir çatışma, ve Suriye’deki güç savaşları bu bir yıl Türkiye Cumhuriyetinin kimliksel dönüşümünün bir katalizörü olacak.

Solar Return Satürn’ün, natal alçalanda yerleşmesi, bu savaş temasını daha da önemli bir imtihan haline getirmekte, ve Türkiye Cumhuriyetinin biyografisindeki önemli bir “kendini tekrar inşa etme” seviyesine taşımaktadır. Özellikle ABD ve Rusya ekseninde yaşanacak gerilim/çatışma/savaş, Türkiye’nin kimliksel dönüşümü yeniden yapılandırılması açısından başlatıcı ve belirleyici olacaktır. Bu sürecin kısıtlayıcı (Satürn) ve yıkıcı (Plüton) olmaması için “uluslararası ilişkilere” gerçekçi bakmak, diplomasinin sorumluluğunu almak ve “öteki ülkeyle” daha sağlam, disiplinli ve ciddi bir ilişki yapılandırmak (Satürn 7) gerekmektedir. Yabancı ülke ile önemli bir çatışma, gerilim ve savaş imtihanı, Satürn’ün tam alçalanla kavuşacağı 30 Kasım 2018’de gözlemlenecektir. 9 Ocak 2019’da Satürn’ün natal Plüton’a karşıtı, yabancı ülke ile çatışma kanalıyla ülkenin kendisinin dönüşümü temasını tetikler. Aynı şekilde 6 Ocak 2019’da Türkiye’nin Solar Return alçalanı üzerinde yaşanacak Güneş Tutulması, bu yabancı ülkeyle çatışma, gerilimi savaş kanallı dönüşümü göstermektedir. 2 Temmuz 2019’da Türkiye’nin natal yükseleni ve Plüton’u üzerindeki Güneş Tutulması, Türkiye’nin kimliğine “reset” attığını, fabrika ayarlarına dönerek bir yeni bir formda yeni bir başlangıç yaptığını vurgulamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir yıllık ekonomik durumunu değerlendirebileceğimiz 2.ev yöneticisi Güneş peregrin halde güçsüz; zarar görmüş, yanık ve Retro Venüs’le kavuşumda ve Ay Düğümlerinin büklümlerinde çok zorlanmış bir halde. Bu ülkenin parasının, maddi kaynaklarının ve ekonomik durumunun bu bir yıl boyunca çok ciddi zorluklardan geçtiğini göstermektedir. Ülkenin parasını gösteren 2.ev yöneticisi Güneş’in Uranüs’le meydan okuyucu karşıtı, ekonomik düşüşlerin yıl içinde ani, beklenmedik şoklar şeklinde geldiğini gösteriyor. Bu göstergenin 5.evde olması, ekonomik zorlanmanın Borsa İstanbul’daki ani bir düşüş şeklinde tezahür edeceğini vurguluyor. Güneş’in Uranüs’ten sert açılar alacağı 15 Haziran 2019 ve 11 Ekim 2019, Borsadaki ani düşüşlerin tarihi olabilir. Bu temayla birebir örtüşen daha detaylı bir iktisat analizimi “Yeni Türkiye’nin Doğum Haritası” yazımın ekonomi bölümlerinden okuyabilirsiniz.

Bu analizde 2019 Mart’ında gerçekleşecek Mahalli seçimlere değinilmemiştir. Analizde değinilen konuların ehemmiyeti yanında, yerel seçimler bir “sebep” ya da “amaç” değil; ancak bu büyük ekonomik, diplomatik ve yönetimsel süreçler içinde bir “enstrüman” ya da “vasıta” gibi düşünülmelidir. Bu büyük süreçler anlaşıldığında, yerel seçimler zaten açıklanmıştır.

Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar kaldığı, Atatürk ilkelerini takip eden, modern, medeni, özgür, demokratik, çoğulcu ve adil bir rejimde mutluluğun hüküm sürdüğü nice Cumhuriyet Bayramları kutlayalım!

Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!

Thursday, October 25, 2018

Boğa Burcunda Dolunay - 24 Ekim 2018



ÖZGÜRLÜĞÜ SABİTLEME ZAMANI

Boğa Burcunda Dolunay -  24 Ekim 2018
Dün, etkileri bir ay boyunca hissedilecek Boğa burcunda bir Dolunay meydana geldi! Dolunayın ana teması, bağımsızlığı, serbestliği, farklılığı ve orijinalliği sağlam bir şekilde yerleştirmektir.
.▪ Bu Dolunayda, sahip olunan maddi kaynakların, nimetlerin ve yeteneklerin farkına varmak gerekir.
.▪ Dolunaya verilecek sağlıklı cevap, bu yetenekleri özgün ve bireyliğe uygun bir şekilde kullanıp verimli olmak, böylece istikrar, güven ve şükür bilinci geliştirmektir.
.▪ Uranüs etkisindeki Boğa Dolunayı farklılığının değerini fark etmeyi talep eder.  Değişik, özgün, farklı ve sıra dışı olarak değer yaratmayı, bu sıfatlarla değerli olduğunu bilmeyi öğretir.
.▪ Dolunay yöneticisi Venüs’ün retro, zararlı ve yanık hali, değerli olma, değer yaratma ve ilişkiler konusunda zorluklara işaret eder.
.▪ Değer, karşıdaki kişiyle kaynaşık, tutkulu, güç savaşlarına meyilli ve takıntılı ilişkilerde arandığında bulunamaz. Değer kendi içindeki cehenneme yapılacak bir yolculukta, “karanlık olana” bakma cesareti geliştirildiğinde, burada kendi özgünlüğünü ve özgürlüğünü keşfedip bunu sağlam bir şekilde inşa ederek fark edilir.
.▪ Dolunayın sağlıklı kullanımı, ilişkide karşı tarafı manipüle etmemek, güç savaşlarına girmemek; bunların yerine herkesi kendi yoluna bırakıp, teslimiyette huzuru ve güveni geliştirmektir.
.▪ Ait olmayı ve paylaşmayı temsil eden Ay/Venüs’ün bağımsızlığın gezegeni Uranüs’le sıkı sert açısı, Dolunayda ilişkilerin ani, beklenmedik çıkışlara ve “bağlanma-özgürlük çatışması” temelli gerginliklere gebe olduğunu gösterir.
.▪ Dolunayda, ilişkilerde bireyliği muhafaza etmek, özgürlük adacıkları oluşturmak ve yoğun, tutkulu paylaşımlarda bilinenden farklı modellere açık olmak gerekir.
.▪1 derece Sabit burçlarda (Boğa, Akrep, Aslan ve Kova) gezegeni olanlar sert, dinamik ve meydan okuyucu bir etki alacaklar.
#Astroloji

#BoğaBurcundaDolunay

Sunday, October 14, 2018

Merkür Venüs Kavuşumu – 15 Ekim 2018



Merkür Venüs Kavuşumu – 15 Ekim 2018

Yarın iletişimin gezegeni Merkür ile sevginin gezegeni Venüs kavuşuyor. Bu açı sevgi paylaşımı için iletişim kurmayı gösterir. Sevdiğini ifade etmeye, sosyal ilişkiler için bağlantı kurmaya işaret eder. Gezegenlerin bulunduğu Akrep burcu, bu sevgi iletişiminin yaşandığı psikolojik süreci gösterir. Bu iletişim görünenin ardında gizli olana, derinde olana nüfuz etmek, yoğun tutkulu paylaşımlarda bulunmak ve karşıdakiyle kaynaşarak dönüşmek için kuruluyor.

Robert Hand, bu açıyı hafif, rahatlatıcı, hoşa giden, sosyal, arkadaşcanlısı bir enerji olarak betimlemiştir. Aşkını ifade etmek için uygun bir transittir. Hajo Banzhaf ve Anna Haebler, bu açıyı zarif, zevkli iletişim kurma, güzel sözcükler söyleme ve güzelliklerle iş yapmayla özdeşleştirmiştir

Bu açıya verilebilecek yanlış tepkilerden biri ilişkide yüzeyselliktir. Sevgi paylaşımında anlamsız sözler sarf edilebilir. Bu transitin bir başka tehlikesi romantik bağlantıları ve cinsel paylaşımları çıkar için kullanmaktır. Ayrıca yaşamın keyifli yönlerini ve eğlenceyi vurgulan bu etki, aşırı tembelliğe ve aylaklığa yol açabilir.

Bu açıya verilebilecek sağlıklı cevap bugünü yaratıcı faaliyetlere ayırmaktır. Bu etki altında hem edebi alanda, hem de el becerileri gerektiren sanatlarda güzel ve estetik eserler üretilebilir. Bu rahatlatıcı etki güç toplamak için bir dinlenme dönemine işaret eder. Bu sebeple bu transitin olumlu kullanımı, sosyal aktivitelerde ve kültürel okazyonlarda etkin bir şekilde dinlenmektir. Koçta kavuşan Venüs-Merkür ikilisi aşk için adım atmayı gerektirir. Öncü ve spontan enerji, sevdiğini dile getirmeyi, ona açılmayı; ve onu elde etmek için harekete geçmeyi sunar. Bu psikolojik süreçten gelişiminiz için olumlu istifade etmek istiyorsanız sevdiğinizle iletişime geçmeli; ayrıca ilgileriniz ve meraklarınız için yaratıcı faaliyetlere girişmelisiniz.

Bu açıdan doğum haritasında 8 derece Akrep burcunda gezegenleri ve hassas noktaları olanlar çok güçlü bir başlatma enerjisi şeklinde etkilenecekler. 8 derece sabit burçlarda (Boğa, Aslan ve Kova) gezegenleri bulunanlar daha dinamik, sürtüşmeli ve meydan okuyucu bir etki alacaklar. 8 derece dişi burçlarda (Yengeç, Oğlak, Balık ve Başak) gezegenleri olanlar daha şanslı, yaratıcı bir başlatma enerjisi alacaklar. Bu açı +/- 5 gün etkilidir. Dereceler için +/- 5 derece orb genişliği alınmalıdır.

Tablo: “Venus and Mercury”, 19th c., Pierre-Nolasque Bergeret

Kaynakça

Banzhaf, Hajo ve Haebler, Anna, Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, İlhan Yayınevi, 1999

Hand, Robert,  Planets in Transit: Life Cycles for Living, Whitford Press, 1976

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004


Friday, October 12, 2018

Güneş Plüto Karesi – 12 Ekim 2018



Güneş Plüto Karesi – 12 Ekim 2018

Bugün benliğin ışığı Güneş ile ölümün gezegeni Plüto arasında sürtüşmeli bir kare açı var. Bu açı kimlik seviyesinde bir imtihanı gösterir. Kendini bilmeyenlerin veya isteklerini tanımayanların krizler ve kayıplar vasıtasıyla mecburi dönüşümlerine işaret eder. Gezegenlerin bulunduğu öncü Terazi ve Oğlak burçları, kimlik krizinin yaşandığı psikolojik süreci gösterir. Bu gerginlik dengeli, paylaşıma dayalı bir ilişki kurma isteği ile yapıları dönüştüren bir itibar hırsı arasında cereyan ediyor.

Hajo Banzhaf ve Anna Haebler, bu açıyı güç hırsı, ya hep ya hiç yaklaşımı, sabit saplantılı fikirler, kendini aşırı yüceltme, güçlü yok etme duygusu, başkalarını kontrol etme, kendi çıkarı için diğer insanları kendine bağlama ve istismar etmeyle özdeşleştirmiştir. Sue Tompkins, bu gezegensel ilişkiyi benliğe takıntı, gururu dönüştürme ve tabuları aydınlatma olarak açıklamıştır.

Bu açıya verilebilecek yanlış tepkilerden biri derinlerdeki öz benlik ile teması yitirmektir. Yunus Emre’nin dizelerindeki gibi “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.” En içerdeki hakikat ile bağlantıyı yitirenin onu dışarıda bir yerde bulmasına imkan yoktur. İşte her Plüto transitinde olduğu gibi, bu transitte de Plüto kişiyi varoluşunun anlamını sorgulamaya çağırır. Güneş ile kare açısı, sorgulamanın benlik boyutunda bir kriz şeklinde cereyan ettiğini gösterir. Benliği ile teması yitiren kişi, Plüto açısı altında bu eksikliğini suni bir “kontrolcülük” ile ve manipülasyon ile ikame etmeye çalışır. Ancak etrafındaki kişiler ve olaylar üzerinde mutlak kontrol hissine sahip olmak onu fani varoluşunun anlamsızlığı düşüncesinden uzaklaştırabilir. Böylece, güç hırsı, saplantılar, takıntılar ve bencillik egoyu ele geçirir. Bu açının olumsuz kullanımı, “kontrol” ve güç hissi için gaddarlığa hatta muhattabını yok etmeye meyletmektir. Bu etki altında iktidar savaşları beraberinde güç ve acizlik deneyimleri görülür.

Bu açıya verilebilecek sağlıklı cevap Plüto’nun kimlik seviyesindeki anlamlılık sorgulamasına dürüst cevap vermektir. Kim olduğunla ve ne istediğinle tamamen dürüstçe yüzleşmektir. Böylece, hayatta artık anlamını yitirmiş modellerde kökten değişimler yapmaya başlanır. Benlikle örtüşmeyen, yaşam enerjisini geriye çeken tüm köhneleşmiş yapılar kontrollü bir ölüme tabi tutulur. Bu yaratıcı yıkım ile kişi yeniden çok daha saf ve mütekamil bir şekilde doğar. Bu transitin bir başka verimli kullanımı, Plütonik arındırma fonksiyonlarını benliğe uygulamaktır. Psikanalitik yöntemlerle, kimliğin derinliklerindeki şartlanmalardan ve tabulardan oluşan karanlık materyale ulaşmak, ve bu açmazları arındırıp benliğe tekrar entegre etmek çok daha bütünleşmiş bir varoluşa doğru giden ilk adımdır. Böyle bir evrim için kişi benlik seviyesinde “hiç olmayı” ve öldürülmeyi göze almak zorundadır. Yani, bu açıya verilecek sağlıklı yanıt, kendini bir başkasına açabilmeye cesaret etmektir. Kendini silkeleyecek kişiler ve koşullara gönüllü yaklaşmak, bu krizlerden dönüşerek ve yücelerek çıkmak kişiye tekamül olanağı sunar. Bu psikolojik süreçten gelişiminiz için olumlu istifade etmek istiyorsanız, benlik görünümündeki sahte savunma mekanizmalarını öldürmeli; gerçek saf benlik bilince kazılar yapmak için istekli olmalısınız.

Bu açıdan doğum haritasında 18 derece öncü burçlarda (Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak) gezegenleri ve hassas noktaları olanlar sürtüşmeli güç savaşları ve zorlayıcı takıntılar şeklinde etkilenecekler. Bu açı +/- 5 gün etkilidir. Dereceler için +/- 5 derece orb genişliği alınmalıdır.

Tablo: “La obra representa a Caronte, el barquero del dios Hades, transportando en su barca a las almas desde el mundo de los vivos a la Laguna Estigia”, 1932, José Benlliure y Gil


Kaynakça

Banzhaf, Hajo ve Haebler, Anna, Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, İlhan Yayınevi, 1999

İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004


Tompkins, Sue, Astrolojide Açılar: Horoskopta Gezegensel İlişkileri Anlama Rehberi, Barış İlhan Yayınevi, 2008