Monday, January 21, 2019

Aslan Burcunda Ay Tutulması – 21 Ocak 2019


Aslan Burcunda Ay Tutulması – 21 Ocak 2019
Bugün saat 08:15’te Aslan burcunun 0 derecesinde bir Ay Tutulması meydana geldi. Bu tutulmanın özel bir önemi, 2026 yılına kadar Aslan-Kova ekseninde yaşayacağımız son tutulma olması!

Yani, Doğum Haritanızda Aslan-Kova ekseninde bugün son kez bir tutulma yaşanıyor; bu Aslan-Kova burçlarının düştüğü evlerle ilgili uzun bir süre için son bir olay, dönüşüm ve tecrübe demek! Bir daha bu evler 17 Şubat 2026 ve 12 Ağustos 2026’da Kova ve Aslan burçlarındaki Güneş Tutulmalarıyla ancak 7 yıl sonra tetiklenecek.

Aslında Doğum Haritanızda Aslan ve Kovanın bulunduğu evler son 19 ay boyunca en çok hareketin yaşandığı evlerdi! Çünkü Ay Düğümleri 28 Nisan 2017 ile 16 Kasım 2018 arasında Aslan-Kova eksenindeydi. Bu burçlarda 18 Ağustos 2016, 11 Şubat 2017, 7 Ağustos 2017, 21 Ağustos 2017, 31 Ocak 2018, 16 Şubat 2018, 27 Temmuz 2018 ve 11 Ağustos 2018’de çok sayıda Güneş ve Ay Tutulması yaptı. Bu da demek oluyor ki, 2016-2018 arasında Aslan ve Kova burçlarının doğum haritanızda yerleştiği evlerde ciddi dönüşümler, olaylar ve deneyimler yaşadınız. Bu evlerin ifade ettiği yaşam alanları köklü bir şekilde değişti, dönüştü. Şimdi artık son bir kez bu evlerde bir gerilim, bir meydan okuma 21 Ocak’ın etrafındaki aylarda yaşanacak. Bu son noktayla artık bu evlerin konusu 7 yıl sonra tekrar üzerinden geçilecek şekilde kapatılıyor. Artık bu son olayla Aslan-Kovanın hikayesi bitiyor. Ve Aslan-Kovanın doğum haritanızda düştüğü evlerin hikayesi bitiyor. Şimdi artık bu tutulmayı atlattıktan sonra full enerjiyi Yengeç-Oğlağın psikolojik sürecine ve düştükleri evlere kanalize etmek gerekecek.

Buraya kadarki kısmı takip edemediyseniz, Doğum  Haritanızı bilmiyorsanız astro.com’a girip Doğum Haritanızı çıkarmanızı öneririm. Benim Youtube Kanalımda bu siteyi nasıl kullanacağınızı anlattığım 5 dakikalık bir video mevcut. ( https://www.youtube.com/watch?v=Ex18J1Ojh-g ) Böylece Aslan ve Kovanın sizin haritanızda hangi evlere düştüğünü mutlaka saptayın. Bu evler son 19 ayın konusuydu ve bugün artık son bir dokunuşla bu konu kapatılıyor. Umarız ki gerekli ve olumlu dönüşüm son 19 ayda yaşanmıştır.

Bu Ay Tutulmasından 0-5 derece arası Sabit burçlarda (Aslan, Kova, Boğa ve Akrep) gezegenleri ve hassas noktaları olanlar etkilenecek. Etki süresi en şiddetli haliye +/- 1 ay, bir tema olarak ise +/- 3 aydır. Hassas noktalar olarak Yükselen, MC, verteks, orta noktalar, arap noktaları, pre-natal tutulma ve antiscion’ları düşünebilirsiniz.

Peki Aslan-Kovanın hikayesi nedir? Bugün yaşanan 0 derecede Aslandaki Ay Tutulmasının anlamı nedir? Bu sorunun cevabı sizin Aslan-Kovanın bulunduğu evlerinizde deneyimlediğiniz sürecin niteliğini anlatıyor.

Bugün yaşanan Ay Tutulmasının ana teması içindeki cevheri ortaya çıkarmaktır“Ben” demektirSağlıklı “Ego” geliştirmektir. Maalesef günümüzde ego kelimesi çok olumsuz bir kavrammış gibi kullanılıyor. Bir insana “egolusun” demek, bu kişiye karşı bir suçlama olarak kabul ediliyor. Halbuki Ego bir bireyin sağlıklı psikolojik gelişimi için sahip olması gereken çok önemli bir “merkez”idir. Bu sebeple astrolojide Ego’yu sembolize eden Güneş, “merkez” fonksiyondur. Aynı şekilde Ego’yu sembolize eden Aslan burcunun önemli bir sıfatı “bir merkezde toplamak”tır. Bunlar bize gösteriyor ki şunu kabul etmeliyiz: Bir insanın sağlıklı bir ruhsal yapısı olması için, bu insanın sağlıklı bir ruhsal merkezi, yani sağlıklı bir ego’su olması gerekir. İşte bu Aslan Ay Tutulmasında bunu öğrenmemiz gerekiyor: SAĞLIKLI EGO GELİŞTİRMEK.

Nasıl sağlıklı ego geliştirilir? Öncelikle, bir birey olduğunuzu hatırlayın. Siz tekil bir varlıksınız. Etrafınızdaki çevreden, insanlardan ve şeylerden farklı, sınırları olan tek bir ünitesiniz. İşte bu “Ben” dediğimiz, tekil varlık olan kişi, insan ya da bireydir. İingilizcede birey “in-dividual” kelimesinden gelir, yani “bölün-mez.” Birey artık daha küçük parçalara bölünemeyecek, tek başına anlamlı, bir varlıktır. Bir ruhsal bütündür. Bir ruhsal merkezdir. İşte “Ben” derken bunu hatırlayın. Siz teksiniz, bölünmezsiniz, etrafınızdan farklı olarak sizsiniz.

Aslan Ay Tutulmasında öncelikle “BEN” diyelim!

“Ben” demek, “Ben bunu istiyorum” diyebilmektir. Aslan’da Ay Tutulması yaşanırken “Ben bunu istiyorum” demek gerekir.

“Ben bunu istiyorum” diyebilmek çok basit gibi görünse de, altındaki paket çok doludur. Bu, tüm şu önkabulleri de içinde barındırır:
-       “Benim adım [x]
-       Ben kendimi tanıyorum
-       Ben [x] olarak, şu konuda motiveyim
-       Motivasyonum var
-       İsteğim var
-       Bunu içimin derinliklerinden istiyorum
-       Çocuksu bir neşeyle istiyorum
-       Hayatı seviyorum
-       Hayattan keyif almak istiyorum
-       Hayatın tadını çıkarmak istiyorum
-       Hayata katılmak istiyorum
-       Hayatla oyun oynamak istiyorum
-       Hayata tüm içtenliğimle dahil olmak istiyorum
-       Hayatın içine doğal, samimi, gerçek ben olarak girmek istiyorum
-       Hayat sahnesinde kendim olma riskini almak istiyorum
-       Kendimi ortaya koymanın riskini almak istiyorum
-       Kendimin performansını sergilemek istiyorum
-       İçimdeki yaratıcılığı ortaya koyma riskini almak istiyorum
-       Herkesin gözü önünde imzamı taşıyan bir eseri sahnelemek istiyorum
-       “BEN BUNU İSTİYORUM!”

Görüldüğü gibi Aslan sürecinde “ben bunu istiyorum” demek basit bir bencillik değil. Sadece hedonistçe kendi zevklerini tatmin etmek değil. Çok daha derin, ama aslında basit, bir arkaplanı var. Aslan sürecinde kim olduğunu bilmek, ve bu olduğun kişi olarak hayata katılmak istemek, kendini ortaya koymak istemek, ve neticede sırf kalbin öyle attığı için, sırf seni neşelendirdiği ve heyecanlandırdığı için kendin olarak yaratıcılığını sahnelemenin riskini almak demek.

Aslan sürecinden etkilenmek için illa tiyatrocu olmaya gerek yok. İlla ünlü olmak şart değil. İlla sahneye çıkmak zorunluluğu yok. Bu kavramı soyut düşünürsek bunun herkesin hayatında zaten olduğunu görebiliriz.

Örneğin, bir iş yerinde bir çalışana bir görev verildi. Çalışan bu göreve “kendinden bir şey” katarsa, kişiselliğini yansıtırsa, kendi olmanın riskini alırsa, aslında bu görevi üstlerine sunduğunda “küçük bir sahneye” çıkmış, ve kendi imzasını taşıyan bir eseri sergileme riski almaktadır. İşyerindeki bu örneğin benzeri, ebeveyn-çocuk ilişkisinde, karı-koca ilişkisinde, aşkta, arkadaş ilişkisinde, rekabette, eğitimde, bir ödevde, bir tez yazımında, bir ticari girişimde, hatta basit bir “selamlaşma” eyleminde bile yaşanabilir. Burada tüm aslan sürecinin gölgeleri ve riskleri gün yüzüne çıkar. Nedir bu gölgeler? En küçük bir eleştiride küsmek. Alınganlık. Pohpohlanmadığında, alkışlanmadığında, beğenilmediğinde ortamı terk etmek. “Zaten bunlar benim değerimi bilmiyor” deyip, değerini bileceklerini düşündüğü başka bir yere gitmek. Dikkat çekmediğinde, tüm gözler onun üzerinde olmadığında adeta bir “Saksı değilim ben!” çıkışı yapmak. Tüm bu gölgeler eleştiri gelmesinden önce de yaşanabilir ve bu daha da tehlikelidir. O, “en iyisi eleştirilmeyeceğim, herkesin beğeneceği şeyi yapayım” şeklindeki düşünce tarzıdır. Bu durumda “ben” tamamen silinir. Yaratıcılık içten gelmez. Dışarda aranan bir alkışa, bir onaya, bir beğeniye göre hareket edilir. İçtenlik, samimiyet ve doğallık biter. Piyasanın ne istediği dikkate alınır. “Etraf ne der” kaygısıyla hareket edilir. “Herkes beni beğensin”, “herkesi mutlu edeyim”, “kimseyi kaçırmayayım” diye imkânsız bir çabaya girilir. Bu Aslan sürecinin çöküşüdür.

Aslan sürecinde, yöneticisi Güneş’in doğası hatırlanmalıdır. Güneş ısıyı ve ışığı kendinden verir. Kendi olduğu sürece verir. “Dışardan ne derler” diye hareket ederse biter. Bu “ışığı dışarda aramak”tır ve bu Güneş’in işi değildir. Bu Ay’ın işidir. Ay başkasının ışığını yansıtır. Ama Güneş başkasının ışığını yansıtmaya çalışırsa bu onun sonudur. Güneş “ben” diyebildiği zaman, “ben bunu istiyorum” diyebildiği zaman üzerindeki süpernova patlamalarıyla dünyaya içimizi ısıtan sıcaklığını ve yaşama sevinci aşılayan ışığını verir. Dünyadaki tüm yaşam, fotosentez üzerinden bu ışığa bağlıdır. O zaman zaten herkes “Güneş’i alkışlar”. Güneş, Güneş olmanın riskini aldığında zaten alkışlanacak, beğenilecek, onaylanacak ve dikkat çekecektir. Güneş, Ay olmaya çalışırsa işte o zaman rezil olur, çöker.

Buradan çıkarmamız gereken ders, Aslanda yaşanan bu son Ay tutulması sırasında gerçekten “kendi olmak”tır. “Benim adım [x], ve gerçekten tüm içtenliğimle bunu istiyorum” demek gerekir. Bunun da spesifik olarak yaşandığı yaşam alanı Aslan burcunun Doğum  Haritanızda düştüğü evdir. İşte özellikle o yaşam alanında “Ben” demek, “ben bunu istiyorum” demek gerekir. Bu alanda bir yaratıcılık sergilemek gerekir. Kendi olmanın riskini almak, kendi imzasını taşıyan bir eser ortaya koymak gerekir. Burada asla diğerlerinin alkışını almak, beğenisini almak ve dikkat çekmek temel motivasyon olmamalıdır. Çok ünlü olmak, çok görülmek, en özel olmak ve en önemli olmak amaç olmamalıdır. Amaç “hayata katılmak” olmalıdır. Bu ne demek? Bunu aslında hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu o ilk çocukluk yıllarındaki neşedir. Arkadaşlarla sokakta oyun oynama isteğidir. Anne eve akşam yemeğine çağırdığında eve dönmek istememektir. Arkadaşlara misafirliğe gidildiğinde, artık veda vaktinde “anne 5 dakika daha oturalım” demektir. Yazın sıcağında bakkala dondurma almaya giderken yaşanan neşe ve heyecandır. İşte bu “hayatın tadını çıkarma” isteğidir. Bu pür neşedir. Bu oyun oynama isteğidir. Burada full “ben” vardır. Full kişisellik ve full hayata katılmak vardır. Hepimiz bir zamanlar bu haldeydik. Şimdi son kez Aslanda Ay Tutulması yaşandığında bunu hatırlamalıyız!

Bu neşeyle hayata katılmalıyız! Bu heyecanla oyun oynamalıyız! Kalbimizin sesini dinlemeliyiz! İçimizdekini ifade etmeliyiz!

Bir yaratıcılıkta bulunacağız. Bir eser vereceğiz. Bunu da sırf kalbimiz öyle attığı için, sırf içimizdeki çocuk, yani gerçek ben onun için heyecanlandığı için yapacağız. Bu gerçek motivasyonla hayata katılacağız. İçtenliğimizi sahneleme riski alacağız. Kendimiz olmanın performansını vereceğiz.

Bu “BEN” demek.
Bu “BEN BUNU İSTİYORUM” demek.
Bu “SAĞLIKLI EGO GELİŞTİRMEK!”

Fotoğraf: Tony Hallas
Kaynakça
İlhan, Barış, Astroloji Dersleri, İlhan Yayınevi, 2004

No comments:

Post a Comment