Tuesday, March 3, 2020

Akıl, Arzu ve İrade

«Büyük bir devleti yönetmek küçük bir balığı pişirmeye benzer.
Krallığı Yol’un kurallarına göre yönettiğinde ölmüş bir arzunun ruhu görülmez.
Bu ölü arzunun bir ruhu vardır ama insanları incitmez.
Ne o ne de bilge kişi insanlara zarar verir.
Bu iki güç birbirine zarar vermez ve olumlu etkileri yolun Erdem’in de birleşir.»
— Lao Tzu, Tao Te Ching, 60. Bölüm

Platon Devlet’te, iyi bir devleti üçe böler:
  1. Yöneticiler
  2. Askerler
  3. İşçiler

İyi bir Devlet’te bunlar dengelidir. Devlet, insan ruhunun analojisidir. İnsan ruhu da üçe bölünür:
  1. Akıl
  2. İrade
  3. Arzu

İyi bir ruh, akıl ve arzunun irade tarafından düzenlendiği bir ruhtur.

Bu akıl-arzu çatışmasını Antik Yunan Mitolojisinde Pallas Athena ile Medusa arasındaki antagonizmde de görürüz.

Pallas Athena bilgeliktir. Akıl, mantık, medeniyet ve kültürü temsil eder.
Medusa ise bilinçdışı arzuyu ve iştahı gösterir.

Pallas Athena mitolojide Medusa’yı sadece bir canavara dönüştürerek cezalandırmamış, aynı zamanda kafasını kestirerek onu öldürtmüştür.

Bu bin yıllardır süren akıl ve arzunun savaşıdır. Batı’da Akıl, ya da Pallas Athena galip gelse de, bilindışı arzular bastırılarak hayatına devam eder. Biz bunu Medusa’nın kopmuş kafasının Pallas Athena’nın kalkanında varoluşunu sürdürmesinde görürüz. İnsanı çıldırtan, yoldan çıkaran ve “başını alan” arzular, zar zor mevcudiyeti korunan akıl ve mantığın yanı başındadır. Medusa, Pallas Athena’ya bir nefes uzaklığındadır. Aklın, usun dibinde itiraf edilmemiş arzular beklemektedir.

Mesele bu arzular ile aklı barıştırmaktır. İradeyi merkez kılıp kendini bütünlemektir. Carl Jung’un işaret ettiği gibi kendi gölgesini kabul edip kişiliğini bütünlemektir. Bireyleşmektir.

Akıl ve bilinçdışı arzular arasındaki dikotominin Devlet metaforuyla anlatımına Lao Tzu’da da rastlıyoruz. Lao Tzu, aynı Platon gibi, arzular ve akıl arasındaki dengeyi iradenin kurduğunu vurgular. Lao Tzu için doğru irade “Yol’un kurallarına göre yönetmektir.” Bu yapıldığında «ölü», yani bilinçdışı arzular, ortalıkta çirkin bir şekilde görünüp ruhu yönlendirmez, diğerlerini incitmez. Ancak bilinçdışı arzular tümden de reddedilmez. Varlıkları kabul edilir. Ama irade tarafından akıl ile dengelenir.

Böylece insan benliğinde hem arzularını kabul eder hem de aklıyla yönetir. İrade bu ikisi arasında olması gereken kıvamı tesis eder.

Batı medeniyeti de Pallas Athena’nın bilgeliği ile Medusa’nın bilinçdışı arzularını dengelemekle yükümlüdür.
Ancak böyle bireyleşme süreci tamamlanabilir.


No comments:

Post a Comment